Sağlık Hukuku

Yılmaz & Çolak Avukatlık Ortaklığı, Karabük'te sağlık hukuku alanında hastalara, hasta yakınlarına, hekimlere ve sağlık kuruluşlarına danışmanlık ve dava takibi hizmeti vermektedir. Bu sayfada tıbbi kötü uygulama (malpraktis) nedeniyle tazminat davasının kime karşı ve hangi mahkemede açılacağını, başvuru ve dava sürelerini, istenebilecek tazminat kalemlerini, aydınlatılmış onamın hukuki önemini ve hekimlerin sorumluluğuna ilişkin kuralları kanun maddeleriyle birlikte bulabilirsiniz.

Kamu hastanelerinde süre 1 yıldır

Devlet hastanesi, şehir hastanesi veya devlet üniversitesi hastanesindeki bir tıbbi uygulamadan zarar görenler doğrudan dava açamaz; zararı öğrendikleri tarihten itibaren 1 yıl ve her halde olay tarihinden itibaren 5 yıl içinde ilgili idareye yazılı olarak başvurmak zorundadır (İdari Yargılama Usulü Kanunu m. 13). Bu süre kaçırılırsa dava hakkı kaybedilir. Özel hastaneler ve muayenehaneler için süreler farklıdır.

Sağlık hukuku avukatı hangi işlere bakar?

Sağlık hukuku; hasta ile hekim ve sağlık kuruluşu arasındaki ilişkiden doğan hak ve yükümlülükleri, sağlık çalışanlarının hukuki, cezai ve idari sorumluluğunu ve sağlık kuruluşlarının uymak zorunda olduğu kuralları konu alır. Uygulamada en sık karşılaşılan uyuşmazlık, tıbbi kötü uygulama (malpraktis) iddiasına dayanan tazminat davalarıdır.

Sağlık hukuku avukatı hastalar ve yakınları bakımından tıbbi kayıtların temini, zararın ve sorumluların belirlenmesi, idareye başvuru, arabuluculuk ve tazminat davası süreçlerinde; hekimler ve sağlık kuruluşları bakımından ise soruşturma ve davalarda savunma, rücu süreçleri, sigorta, onam belgelerinin hazırlanması ve tanıtım kurallarına uyum konularında hukuki yardımda bulunur.

Malpraktis nedir, komplikasyondan farkı nedir?

Malpraktis (tıbbi kötü uygulama), sağlık çalışanının tıp biliminin kabul edilmiş kurallarına aykırı davranması, gerekli özeni göstermemesi veya bilgi ve beceri eksikliği nedeniyle hastanın zarar görmesidir. Yanlış veya geç tanı, yanlış ilaç ya da doz, ameliyat sırasında yapılan hata, ameliyat sonrası takibin yapılmaması ve gerekli tetkiklerin istenmemesi sık görülen örneklerdir.

Hekim ile hasta arasındaki ilişkiye kural olarak vekalet sözleşmesi hükümleri uygulanır (Türk Borçlar Kanunu m. 502). Hekim hastanın iyileşeceğini taahhüt etmez; tedaviyi özenle yürütmeyi üstlenir. Özen borcunun ölçüsü, benzer alanda iş ve hizmet üstlenen basiretli bir meslek mensubunun göstermesi gereken davranıştır (m. 506). Bu nedenle tedavinin istenen sonucu vermemesi tek başına sorumluluk doğurmaz.

Komplikasyon ise tıbbi müdahalenin, gerekli özen gösterilse bile ortaya çıkabilen ve tıp biliminin öngördüğü istenmeyen sonucudur. Yargı uygulamasında komplikasyon kural olarak sorumluluk doğurmaz. Ancak hasta bu risk hakkında önceden aydınlatılmamışsa veya ortaya çıkan komplikasyon zamanında fark edilip gereği gibi yönetilmemişse sorumluluk gündeme gelir. Bir olayın malpraktis mi komplikasyon mu olduğu, tıbbi kayıtlar üzerinden yapılan bilirkişi incelemesiyle belirlenir.

Malpraktis davası kime karşı ve hangi mahkemede açılır?

Davanın kime karşı, hangi mahkemede ve hangi sürede açılacağı, tıbbi uygulamanın yapıldığı kuruma göre değişir. Yanlış yargı yolunda açılan dava görev yönünden reddedilir ve bu sırada süreler dolabilir; bu nedenle ilk yapılacak iş doğru yolu belirlemektir.

Kamu hastaneleri · Anayasa m. 129, İdari Yargılama Usulü Kanunu m. 13

Devlet hastaneleri, şehir hastaneleri, ağız ve diş sağlığı merkezleri, aile sağlığı merkezleri ve devlet üniversitesi hastanelerindeki uygulamalardan doğan zararlar için dava hekime karşı değil, idareye (Sağlık Bakanlığı veya ilgili üniversite) karşı açılır. Kamu görevlilerinin görevleri sırasındaki kusurlarından doğan tazminat davaları ancak idare aleyhine açılabilir.

Önce idareye yazılı başvuru yapılır. Süre, zararın öğrenilmesinden itibaren 1 yıl ve her halde olay tarihinden itibaren 5 yıldır. İdare talebi reddederse veya 30 gün içinde cevap vermezse, 60 günlük dava açma süresi içinde idare mahkemesinde tam yargı davası açılır. Ayrıntı için idare hukuku sayfasına bakabilirsiniz.

Özel hastaneler ve muayenehaneler · Türk Borçlar Kanunu m. 147, m. 502; Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m. 73, m. 73/A

Özel hastane, tıp merkezi, poliklinik veya muayenehanedeki uygulamalardan doğan davalar hekime, sağlık kuruluşuna veya her ikisine birlikte açılabilir. Sözleşmeden doğan talepler 5 yıllık zamanaşımına tabidir.

Yargı uygulamasında hasta ile özel sağlık kuruluşu arasındaki ilişki tüketici işlemi sayılmakta ve bu davalara tüketici mahkemesi bakmaktadır. Tüketici mahkemesinde dava açmadan önce arabulucuya başvurmak dava şartıdır. Tüketici, davayı kendi yerleşim yerinde de açabilir.

Estetik amaçlı işlemler · Türk Borçlar Kanunu m. 470, m. 147

Tedavi amacı taşımayan, yalnızca görünümü değiştirmeye yönelik estetik işlemlerde yargı uygulaması ilişkiyi çoğunlukla eser sözleşmesi olarak nitelendirir. Bu durumda hekim, kararlaştırılan sonucu meydana getirmeyi üstlenmiş sayılır ve sorumluluk koşulları tedavi amaçlı müdahalelerden farklı değerlendirilir. Zamanaşımı süresi kural olarak 5 yıldır.

Sözleşme ilişkisi bulunmayan hallerde (örneğin ölen hastanın yakınlarının kendi adlarına istedikleri tazminat) haksız fiil hükümleri uygulanır; süre zararın ve sorumlunun öğrenilmesinden itibaren 2 yıl ve her halde 10 yıldır. Fiil aynı zamanda suç oluşturuyorsa ve ceza kanunları daha uzun bir zamanaşımı öngörüyorsa bu süre uygulanır (Türk Borçlar Kanunu m. 72).

Malpraktis davasında hangi tazminatlar istenebilir?

Bedensel zarar halinde · Türk Borçlar Kanunu m. 54

Tedavi giderleri (yeniden ameliyat, ilaç, bakım, yol), çalışılamayan döneme ait kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından veya yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar istenebilir. Sürekli bakıma muhtaç kalınan hallerde bakıcı gideri de bu kapsamdadır.

Ölüm halinde · Türk Borçlar Kanunu m. 53

Cenaze giderleri, ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından doğan kayıplar ve ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar (destekten yoksun kalma tazminatı) istenebilir.

Manevi tazminat · Türk Borçlar Kanunu m. 56

Bedensel bütünlüğü zedelenen hasta manevi tazminat isteyebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm halinde hastanın yakınları da kendi adlarına manevi tazminat talep edebilir. Tutar, olayın özelliklerine göre hakim tarafından belirlenir.

Maddi tazminat; hastanın yaşı, geliri, maluliyet oranı ve kusur dağılımı esas alınarak bilirkişi tarafından hesaplanır. Hesap yöntemi, trafik kazası ve iş kazası tazminatlarındaki yöntemle aynıdır; ayrıntı için sigorta ve tazminat hukuku sayfasına bakabilirsiniz.

Aydınlatılmış onam nedir, alınmamışsa ne olur?

Tıbbi müdahalenin hukuka uygun olması için hastanın rızası gerekir. Hekimler yapacakları her türlü müdahale için hastanın, hasta küçük veya kısıtlı ise velisinin ya da vasisinin muvafakatini almak zorundadır; büyük cerrahi müdahalelerde muvafakatin yazılı olması gerekir (1219 sayılı Kanun m. 70). 21.07.2025 tarihli değişiklikle muvafakatin, kimlik doğrulaması yapılmak kaydıyla elektronik ortamda da alınabilmesi mümkün hale gelmiştir.

Rızanın geçerli olması, hastanın önceden bilgilendirilmesine bağlıdır (Hasta Hakları Yönetmeliği m. 31). Hastaya şu konularda bilgi verilmelidir (m. 15):

  • Hastalığın muhtemel sebepleri ve nasıl seyredeceği
  • Müdahalenin kim tarafından, nerede ve nasıl yapılacağı ile tahmini süresi
  • Diğer tanı ve tedavi seçenekleri, bunların fayda ve riskleri
  • Muhtemel komplikasyonlar
  • Müdahalenin reddedilmesi halinde ortaya çıkabilecek fayda ve riskler
  • Kullanılacak ilaçların önemli özellikleri ve yaşam tarzı önerileri

Yargı uygulamasında aydınlatmanın yapıldığını ispat yükü hekim ve sağlık kuruluşundadır. Hastaya ameliyattan hemen önce imzalatılan, müdahaleye özgü riskleri içermeyen matbu formlar çoğu zaman yeterli görülmemektedir. Aydınlatılmış onam alınmamışsa, müdahale tıbben kusursuz olsa bile ortaya çıkan zarardan sorumluluk doğabilir. Hayati tehlike bulunan ve hastanın rızasının alınamadığı zorunlu hallerde rıza aranmaz. Konunun ayrıntısı hasta hakkı olarak aydınlatılmış rıza yazımızda anlatılmıştır.

Tıbbi hata nasıl ispat edilir?

Malpraktis davalarının sonucunu büyük ölçüde tıbbi kayıtlar ve bilirkişi raporu belirler. Hasta, sağlık durumuyla ilgili dosya ve kayıtları doğrudan veya vekili aracılığıyla inceleyebilir ve bir örneğini alabilir (Hasta Hakları Yönetmeliği m. 16). Epikriz, ameliyat notu, anestezi kayıtları, hemşire gözlem formları, tetkik sonuçları ve onam belgeleri davanın temel delilleridir.

Mahkeme, uygulamanın tıp kurallarına uygun olup olmadığını belirlemek için dosyayı Adli Tıp Kurumu'na veya üniversitelerin ilgili ana bilim dallarından oluşturulan bilirkişi kuruluna gönderir. Raporda tanının doğru konulup konulmadığı, seçilen tedavinin uygunluğu, müdahalenin tekniğine uygun yapılıp yapılmadığı ve sonraki takibin yeterliliği ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Yetersiz veya çelişkili raporlara süresi içinde itiraz edilerek yeni rapor alınması istenebilir.

Hekim hakkında ceza soruşturması nasıl yürür?

Tıbbi kötü uygulama, koşulları varsa taksirle yaralama (Türk Ceza Kanunu m. 89) veya taksirle öldürme (m. 85) suçunu oluşturabilir. Taksir, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranılması nedeniyle sonucun öngörülmeden gerçekleşmesidir. Taksirle yaralama suçunun soruşturulması kural olarak şikayete bağlıdır.

Kamu veya özel sağlık kuruluşlarında ve vakıf üniversitelerinde görev yapan hekimler, diş hekimleri ve diğer sağlık meslek mensupları hakkında muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin işlemleri nedeniyle soruşturma yapılabilmesi, Sağlık Bakanlığı bünyesindeki Mesleki Sorumluluk Kurulu'nun iznine bağlıdır (Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu Ek m. 18). Kurul kararlarına karşı Ankara Bölge İdare Mahkemesi'ne itiraz edilebilir. Devlet üniversitelerinde görevli öğretim elemanları ise Yükseköğretim Kanunu'ndaki özel soruşturma usulüne tabidir.

Ceza soruşturması ile tazminat davası birbirinden bağımsız yürür; soruşturma izni verilmemesi veya beraat kararı, tazminat talebini kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Soruşturma ve kovuşturma aşamalarına ilişkin genel bilgi ceza hukuku sayfasındadır.

Hekimler ve sağlık kuruluşları açısından sorumluluk, sigorta ve rücu

Zorunlu mesleki sorumluluk sigortası · 1219 sayılı Kanun Ek m. 12

Kamuda, özel sağlık kuruluşlarında veya serbest çalışan hekimler tıbbi kötü uygulama nedeniyle doğabilecek zararlar ve kendilerine yapılacak rücular için mesleki mali sorumluluk sigortası yaptırmak zorundadır. Özel kuruluşlarda sigortayı kuruluş yaptırır; primin yarısını hekim, yarısını işveren öder ve işveren payı hekimin ücretinden kesilemez.

İdarenin hekime rücuu · Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu Ek m. 18

Kamu hastanesindeki uygulama nedeniyle idarenin ödediği tazminatın hekime rücu edilip edilmeyeceğine ve tutarına, hekimin görevinin gereklerine aykırı hareket ederek görevini kötüye kullanıp kullanmadığı ve kusur durumu gözetilerek Mesleki Sorumluluk Kurulu 1 yıl içinde karar verir. İdare, ödediği tazminatı hekimin kusuru oranında ve teminat sınırları içinde sigorta şirketinden talep eder.

Tanıtım ve reklam kuralları · 1219 sayılı Kanun m. 24

Hekimler yalnızca hasta kabul ettikleri yeri, muayene saatlerini ve uzmanlık alanlarını bildiren ilan verebilir; bunun dışındaki ilan ve reklam yasaktır. Sosyal medya paylaşımları, öncesi-sonrası görselleri ve kampanya duyuruları bu kapsamda idari yaptırıma ve meslek odası soruşturmasına konu olabilmektedir. Ayrıntı: sağlık hizmetlerinde reklam yasağı.

Hasta kayıtları ve kişisel veriler

Sağlık verileri özel nitelikli kişisel veridir. Hasta dosyalarının saklanması, paylaşılması ve hastaya örnek verilmesi süreçlerinin Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'na uygun yürütülmesi gerekir. Yükümlülükler KVKK sayfasında anlatılmıştır.

Hekim ve sağlık kuruluşları bakımından uyuşmazlığın önlenmesinde en belirleyici unsur kayıt düzenidir: müdahaleye özgü hazırlanmış onam belgeleri, eksiksiz tutulan hasta dosyası ve hastaya yapılan bilgilendirmenin kayda geçirilmesi, olası bir davada savunmanın dayanağını oluşturur.

Tıbbi hatadan şüphelenen hasta ne yapmalı?

  1. Tıbbi kayıtların alınması

    Hastaneden epikriz, ameliyat notu, tetkik sonuçları, görüntüleme kayıtları ve imzalanan onam belgelerinin örnekleri yazılı olarak istenir. Kamu hastanelerindeki kayıtların bir bölümüne e-Nabız üzerinden de ulaşılabilir.

  2. Olayların tarih sırasıyla yazılması

    Başvuru tarihi, yapılan işlemler, görüşülen hekimler, verilen bilgiler ve sonradan ortaya çıkan şikayetler tarih sırasıyla not edilir. Tanıkların (refakatçi, yakınlar) kimlikleri belirlenir.

  3. Sonraki tedaviye ait belgelerin saklanması

    Başka bir sağlık kuruluşunda görülen tedaviye ilişkin raporlar ve yapılan harcamaların belgeleri saklanır. Bu belgeler hem kusurun hem de zararın ispatında kullanılır.

  4. Sürelerin ve yargı yolunun belirlenmesi

    Uygulamanın yapıldığı kurumun kamu veya özel olmasına göre başvuru yolu ve süre belirlenir. Kamu hastanelerinde 1 yıllık idareye başvuru süresi, zararın öğrenildiği tarihten başlar.

  5. Başvuru ve dava

    Kamu hastaneleri için idareye yazılı başvuru, özel sağlık kuruluşları için arabuluculuk başvurusu yapılır. Sonuç alınamazsa görevli mahkemede tazminat davası açılır.

Karabük'te malpraktis davası nerede açılır?

Karabük'teki kamu hastanelerinde yapılan uygulamalardan doğan tam yargı davaları Karabük İdare Mahkemesi'nde görülür. 2025 yılında kurulan mahkeme, adliye ana binasında değil, Karabük Belediyesi binasının 7. katında hizmet vermektedir. Dava açmadan önce yapılması zorunlu olan başvuru ise hizmeti yürüten idareye (Sağlık Bakanlığı veya ilgili üniversite) yazılı olarak yapılır.

Karabük'teki özel hastane, tıp merkezi ve muayenehanelere karşı açılacak davalar, arabuluculuk aşamasından sonra Karabük Adliyesi'nde tüketici mahkemesi sıfatıyla görev yapan mahkemede görülür. Büromuz Karabük merkezdedir; Safranbolu ve diğer ilçelerden veya başka şehirlerden gelen başvurular için online danışmanlık ile görüşme yapılabilir.

Malpraktis davasında avukat zorunlu mudur, ücret nasıl belirlenir?

İdareye başvuru, arabuluculuk ve dava aşamalarında avukatla temsil zorunlu değildir. Bununla birlikte bu davalarda yargı yolunun ve sürenin doğru belirlenmesi, tıbbi kayıtların değerlendirilmesi ve bilirkişi raporlarına itiraz teknik konulardır; sürenin kaçırılması veya davanın yanlış mahkemede açılması hak kaybına yol açabilir.

Avukatlık ücreti, işin kapsamına göre avukatla yapılan yazılı sözleşmeyle belirlenir; Türkiye Barolar Birliği'nin her yıl yayımladığı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin altında ücret kararlaştırılamaz. Bilirkişi ve Adli Tıp Kurumu giderleri gibi yargılama masrafları ayrıca doğar. Danışma görüşmesinin süresi, ücreti ve işleyişi online danışmanlık sayfasında yazılıdır.

Sağlık hukuku alanındaki hizmetler

  • Malpraktis Tazminat Davası
  • Kamu Hastanelerine Karşı Tam Yargı Davası
  • Özel Hastane ve Hekime Karşı Tazminat Davası
  • Aydınlatılmış Onam Uyuşmazlıkları
  • Hekimlere Yönelik Ceza Soruşturmaları
  • Sağlık Kuruluşlarına Hukuki Danışmanlık
  • Sağlıkta Tanıtım ve Reklam Kuralları
  • Disiplin ve Meslek Odası Süreçleri

İlgili sayfalar

Tüm yazılar: makaleler

Sağlık Hukuku alanında çalışan avukatlar

Sık sorulan sorular

Malpraktis davası açma süresi ne kadardır?

Kamu hastanelerinde zararın öğrenilmesinden itibaren 1 yıl ve her halde olaydan itibaren 5 yıl içinde idareye başvurulmalı; ret veya 30 gün içinde cevap verilmemesi üzerine 60 gün içinde dava açılmalıdır. Özel hastane ve muayenehanelerde sözleşmeden doğan talepler 5 yıllık zamanaşımına tabidir.

Devlet hastanesindeki doktora doğrudan dava açabilir miyim?

Hayır. Kamu görevlilerinin görevleri sırasındaki kusurlarından doğan tazminat davaları ancak idareye karşı açılabilir. Dava Sağlık Bakanlığı'na veya ilgili üniversiteye karşı idare mahkemesinde açılır; idare ödediği tazminat için koşulları varsa hekime rücu eder.

Özel hastaneye karşı dava hangi mahkemede açılır?

Yargı uygulamasında bu davalara tüketici mahkemesi bakmaktadır. Dava açmadan önce arabulucuya başvurmak zorunludur. Dava, hastanın kendi yerleşim yerindeki mahkemede de açılabilir.

Komplikasyon nedeniyle tazminat alınabilir mi?

Komplikasyon, özen gösterilse de ortaya çıkabilen bir risk olduğundan kural olarak sorumluluk doğurmaz. Ancak hasta bu risk konusunda önceden aydınlatılmamışsa veya komplikasyon zamanında fark edilip gereği gibi yönetilmemişse tazminat sorumluluğu doğabilir.

Onam formunu imzalamış olmam dava açmama engel midir?

Hayır. Onam formu hekimin kusurlu uygulamasından doğan sorumluluğu ortadan kaldırmaz. Ayrıca müdahaleye özgü riskleri içermeyen, hasta bilgilendirilmeden imzalatılan matbu formlar yargı uygulamasında geçerli bir aydınlatma olarak kabul edilmeyebilmektedir.

Hastaneden dosyamın bir örneğini alabilir miyim?

Evet. Hasta, sağlık durumuyla ilgili dosya ve kayıtları doğrudan veya vekili ya da kanuni temsilcisi aracılığıyla inceleyebilir ve bir örneğini alabilir. Talebin yazılı yapılması ve başvurunun bir örneğinin saklanması yerinde olur.

Tıbbi hatanın olup olmadığına kim karar verir?

Mahkeme, tıbbi kayıtları Adli Tıp Kurumu'na veya üniversite öğretim üyelerinden oluşan bilirkişi kuruluna inceletir. Rapor mahkemeyi bağlamaz ancak kararın temel dayanağıdır; yetersiz veya çelişkili raporlara itiraz edilebilir.

Hekim hakkında savcılığa şikayet edebilir miyim?

Evet. Ancak sağlık meslek mensupları hakkında tıbbi işlemleri nedeniyle soruşturma yapılabilmesi, Sağlık Bakanlığı bünyesindeki Mesleki Sorumluluk Kurulu'nun izin vermesine bağlıdır. Ceza soruşturmasının sonucu tazminat davasını kendiliğinden sona erdirmez.

Estetik ameliyat sonucundan memnun kalmadım, dava açabilir miyim?

Tedavi amacı taşımayan estetik işlemlerde yargı uygulaması ilişkiyi çoğunlukla eser sözleşmesi saymakta ve kararlaştırılan sonucun sağlanıp sağlanmadığına bakmaktadır. Her olay, yapılan bilgilendirme ve vaat edilen sonuç dikkate alınarak ayrıca değerlendirilir.

Hasta ölmüşse kimler dava açabilir?

Ölenin desteğinden yoksun kalanlar (eş, çocuklar, anne ve baba gibi) destekten yoksun kalma tazminatı; yakınları ise manevi tazminat isteyebilir. Cenaze ve tedavi giderleri de talep edilebilir.

Bu sayfa Av. Yusuf Çolak tarafından hazırlanmıştır. Son güncelleme: . Madde atıfları bu tarihte yürürlükte olan metinlere göredir.

Bu sayfadaki bilgiler genel niteliktedir; hukuki görüş yerine geçmez. Her uyuşmazlık kendi somut koşullarına göre değerlendirilir.