Hekimlerin tıbbi teşhis ve tedavi hizmeti sunarken hastadan aydınlatılmış rıza (onam) alması, yalnızca mesleki etik gereği değil; aynı zamanda kanuni bir yükümlülüktür. Uygulamada özellikle yoğun iş temposu, acil servis şartları veya rutinleşen müdahaleler sebebiyle bu yükümlülüğün ihmal edildiği görülmektedir. Ancak aydınlatılmış rızanın hiç alınmaması ya da gereği gibi alınmaması, hekimin hukuki ve cezai sorumluluğunu doğurabilecek ciddi sonuçlara yol açmaktadır.
Bu yazıda; aydınlatılmış rızanın hukuki dayanakları, kapsamı, hangi hallerde aranmayacağı ve eksik ya da hiç alınmamasının sonuçları Yargıtay kararları ışığında ele alınmaktadır.
Aydınlatılmış Rıza Nedir?
Hasta Hakları Yönetmeliği’nde rıza; kişinin tıbbi müdahaleyi serbest iradesiyle ve yeterince bilgilendirilmiş olarak kabul etmesi şeklinde tanımlanmıştır. Bu tanımdan da açıkça anlaşılacağı üzere, rızanın geçerli olabilmesi için aydınlatma zorunludur.
Aydınlatma ise; yapılması planlanan tıbbi müdahale öncesinde, müdahaleyi gerçekleştirecek sağlık meslek mensubu tarafından hastaya anlayabileceği bir dilde, yeterli ve doğru bilgi verilmesi anlamına gelir. Bu nedenle yalnızca “onam formu imzalatılması” tek başına hukuken yeterli kabul edilmemektedir.
Yargıtay uygulamasında da aydınlatılmış rıza; şekli değil, maddi bir yükümlülük olarak değerlendirilmektedir.
Aydınlatmanın Kapsamı ve İçeriği
Hasta Hakları Yönetmeliği’ne göre hastaya yapılacak aydınlatma, detaylı ve hastanın anlayabileceği sadelikte olmak zorundadır. Bu kapsamda hastaya mutlaka şu hususlarda bilgi verilmelidir:
Hastalığın muhtemel nedenleri ve seyri
Yapılacak tıbbi müdahalenin kim tarafından, nerede ve yaklaşık ne kadar sürede gerçekleştirileceği
Tedavinin reddedilmesi halinde ortaya çıkabilecek sonuçlar
Alternatif tedavi yöntemleri ve bu yöntemlerin riskleri
Kullanılacak ilaçların önemli özellikleri
Hastanın tedavi sonrası dikkat etmesi gereken yaşam tarzı önerileri
Olası komplikasyonlar ve yan etkiler
Özellikle komplikasyonlara ilişkin bilgilendirme; hastanın yaşı, mesleği, sosyal durumu ve somut sağlık durumu dikkate alınarak hasta özelinde yapılmalıdır.
Yargıtay’a Göre Komplikasyon Bilgilendirmesi
Yargıtay, komplikasyon riskinin soyut ifadelerle geçiştirilmesini yeterli görmemekte; hastaya özgü bilgilendirmenin yapılmasını aramaktadır.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi bir kararında, komplikasyon risklerinin genel ifadelerle yer aldığı onam formlarını yeterli bulmamış; hastanın karşılaşabileceği risklerin açıkça anlatılmamasını hekim aleyhine değerlendirmiştir.
Aydınlatılmış Rıza Alınmasına Gerek Olmayan Haller
Kural olarak her tıbbi müdahale öncesinde hastanın aydınlatılmış rızasının alınması gerekir. Ancak bazı istisnai durumlarda rıza aranmaksızın tıbbi müdahale yapılması mümkündür.
1. Hayati Tehlike ve Bilincin Kapalı Olduğu Acil Durumlar
Hasta Hakları Yönetmeliği uyarınca; hastanın bilincinin kapalı olduğu ve derhal müdahale edilmediği takdirde hayati tehlikenin bulunduğu durumlarda rıza aranmaksızın tıbbi müdahale yapılabilir.
Aynı şekilde, müdahale edilmediğinde bir organın kaybı veya fonksiyonunu yitirmesi söz konusuysa, rıza aranmaz.
2. Kanunda Açıkça Öngörülen Haller
Umumi Hıfzıssıhha Kanunu kapsamında zorunlu aşı ve tedbirler
Ceza Muhakemesi Kanunu uyarınca, şüpheli veya sanıklar hakkında mahkeme kararıyla yapılan tıbbi müdahaleler
Bu hallerde de rıza şartı aranmaz.
Aydınlatılmış Rıza Alınmamasının Hukuki ve Cezai Sonuçları
Aydınlatılmış rızanın alınmadığı veya eksik alındığı durumlarda hekimler açısından ciddi yaptırımlar gündeme gelir.
1. Cezai Sorumluluk
Hastanın rızası olmaksızın yapılan tıbbi müdahale, hukuka uygunluk sebebi ortadan kalktığı için Türk Ceza Kanunu anlamında kasten yaralama suçunu oluşturabilir.
2. Tazminat Sorumluluğu (Malpraktis)
Aydınlatılmış rızanın eksikliği, malpraktis davalarında hekimin kusurunun kabul edilmesine yol açmaktadır. Tedavi tıbben doğru olsa dahi, yeterli aydınlatma yapılmamışsa hekim sorumlu tutulabilmektedir.
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, aydınlatma yapılmaksızın gerçekleştirilen tıbbi müdahalelerde, komplikasyonun öngörülebilir olması halinde hekimin tazminat sorumluluğunun doğacağını kabul etmektedir.
3. Kamu – Özel Ayrımı
Özel hastanelerde çalışan hekimlere karşı doğrudan tazminat davası açılabilir.
Kamu hastanelerinde çalışan hekimler açısından dava idareye karşı açılır; idare, ödediği tazminatı kusurlu hekime rücu edebilir.
İspat Yükü Kime Aittir?
Aydınlatılmış rızanın alındığını ispat yükü hekime aittir. Bu nedenle rızanın:
Yazılı olarak alınması
İçeriğinin açık, anlaşılır ve müdahaleye özgü olması
Hastaya imzalatılması
hayati önem taşır. Standart, matbu ve genel ifadeler içeren formlar tek başına yeterli kabul edilmemektedir.
Sonuç
Aydınlatılmış rıza, yalnızca bir form değil; hastanın bilinçli karar verme hakkının somutlaşmış halidir. Acil durumlar ve kanunda öngörülen istisnalar dışında, rıza alınmaksızın yapılan her tıbbi müdahale hekimin hukuki ve cezai sorumluluğunu doğurabilir. Bu nedenle hekimlerin, aydınlatma yükümlülüğünü özenle yerine getirmesi ve süreci yazılı şekilde belgelendirmesi büyük önem taşır. Sağlık Hukuku ve Malpraktis davaları için diğer makalelerimize Sağlık Hukuku makale sayfamızdan ulaşabilirsiniz.

