Kolluk ekipleri bir iş yerinin kapısını çalar, içeride görünür halde suç eşyası vardır ve kişi bunları kendi rızasıyla teslim eder. Görünüşte sorunsuz bir işlem. Buna rağmen Yargıtay, ortada arama kararı ya da savcının yazılı emri bulunmadığı için elde edilen delilin hükme esas alınamayacağını değerlendirmiştir.
Adli arama, ceza muhakemesinin en sık başvurulan koruma tedbirlerinden biridir; aynı zamanda usul kurallarına uyulmadığı için en çok bozma nedeni doğuran işlemlerden biridir. Bu yazıda adli aramanın tanımını, şartlarını, kimin karar verebileceğini, nerede ve ne zaman yapılabileceğini, hukuka aykırı aramanın sonuçlarını ve Yargıtay uygulamasını sırasıyla ele alıyoruz.
Adli Arama Nedir?
Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliği'nin 5. maddesinde adli aramanın tanımı şöyle yapılmıştır:
"Adlî arama, bir suç işlemek veya buna iştirak veyahut yataklık etmek makul şüphesi altında bulunan kimsenin, saklananın, şüphelinin, sanığın veya hükümlünün yakalanması ve suçun iz, eser, emare veya delillerinin elde edilmesi için bir kimsenin özel hayatının ve aile hayatının gizliliğinin sınırlandırılarak konutunda, işyerinde, kendisine ait diğer yerlerde, üzerinde, özel kâğıtlarında, eşyasında, aracında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile diğer ilgili kanunlara göre yapılan araştırma işlemidir."
Tanımdan iki amaç çıkar: kişinin yakalanması ve suça ilişkin delillerin elde edilmesi. Her iki amaç da bir suç şüphesinin varlığını önceden gerektirir.
Adli Arama ile Önleme Araması Aynı Şey Değildir
Uygulamada en çok karıştırılan ve en çok bozmaya konu olan ayrım budur. Yargıtay 10. Ceza Dairesi farkı şöyle ortaya koymuştur:
"2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu'nun 9 uncu maddesine göre 'önleme araması', suç işlenmesinin veya bir tehlikenin önlenmesi için yapılan aramadır. Önleme aramasının muhatapları suç şüphesi altında olmayan kişilerdir. (…) Somut bir suçun işlendiği şüphesi varsa önleme araması değil ancak adlî arama yapılabilir."
Kaynak: Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 2021/7199 E., 2023/934 K.
Bunun pratik sonucu şudur: elde önceden alınmış bir önleme araması kararı bulunması, somut bir suç şüphesi doğduktan sonra yapılan aramayı hukuka uygun hale getirmez. Aynı kararda, uyuşturucu alışverişi için buluşma ayarlanarak yakalanan kişinin üzerinde önleme araması kararına dayanılarak yapılan arama hukuka aykırı bulunmuş, ele geçen madde hem suçun maddi konusu hem de delili olduğundan sanığın beraati gerektiği sonucuna varılmıştır. Önleme aramasının kendi kuralları için önleme araması yazımıza bakabilirsiniz.
Adli Aramanın Şartları
Makul Şüphe
Kanunda makul şüphenin somut bir tanımı yoktur. Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliği'nin 6. maddesi ile CMK m. 116 birlikte değerlendirildiğinde, belirli bir dereceye ulaşmış şüphe aranır. Uygulamada ölçüt, ortalama bir kişinin tarafsız bakışıyla eşyanın veya kişinin suçla ilgisi bulunduğunu düşünmesidir.
Salt ihbar tek başına yeterli değildir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 23.06.2016 tarih ve 361232 sayılı tebliğnamesinde bu nokta açıkça belirtilmiştir:
"…sanığın ..... plakalı araçla uyuşturucu sattığına dair kolluğa ihbar geldiği, bu ihbarın adlî arama kararı alınabilmesi için gerekli makul şüphe şartını içermediği, salt bu ihbara dayalı olarak mercinden adlî arama kararı istenilse Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliği'nin 6. maddesi gereğince ihbar ve şikâyeti destekleyen emarelerin yokluğundan bahisle arama talebinin reddedileceği bir gerçektir. İhbarı alan kolluğun ihbarı destekleyen emare arayışına girmesi hukuki zorunluluktur."
Yani ihbar bir başlangıç noktasıdır; kolluğun ihbarı destekleyen emareleri araması beklenir. Bu arayış sırasında suçüstü hali ile karşılaşılırsa izin alınmaksızın arama yapılabilir.
Arama Kararı veya Yazılı Arama Emri
Anayasa'nın 20. maddesi, usulüne göre verilmiş hakim kararı olmadıkça, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça kimsenin üstünün, özel kağıtlarının ve eşyasının aranamayacağını düzenler. 21. madde ise aynı güvenceyi konut bakımından tekrarlar.
Kimler Hakkında Arama Yapılabilir?
CMK m. 116, şüpheli veya sanığın üstü, eşyası, konutu, iş yeri ve ona ait diğer yerlerin aranabileceğini düzenler. CMK m. 117 ise şüpheli ya da sanık dışındaki kişileri kapsar; bu kişiler suçla doğrudan ilgisi bulunmayan, ancak delillerin veya aranan kişinin bulunduğu yerde olan şahıslardır.
İki madde arasında ölçü farkı vardır. Şüpheli ve sanık için makul şüphe yeterliyken, üçüncü kişiler bakımından kanun makul şüpheyi yeterli görmemiş; aranan kişinin veya delillerin o yerlerde bulunduğunun kabul edilebilmesine olanak sağlayan olayların varlığını aramıştır. Bu sınırlama, şüphelinin bulunduğu yerler ile izlendiği sırada girdiği yerler bakımından uygulanmaz.
Adli Arama Kararını Kim Verir?
Kural, hakim kararıdır. Soruşturma evresinde yetkili hakim sulh ceza hakimidir; kovuşturma evresinde kararı davanın görüldüğü mahkeme verir. CMK m. 33 uyarınca mahkeme, arama kararı verirken Cumhuriyet savcısının yazılı veya sözlü görüşünü alır.
Savcının ve Kolluk Amirinin Yazılı Emir Verebileceği Haller
CMK m. 119/1 istisnaları sıralar:
"Hâkim kararı üzerine veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı hallerde ise kolluk amirinin yazılı emri ile kolluk görevlileri arama yapabilirler. Ancak, konutta, işyerinde ve kamuya açık olmayan kapalı alanlarda arama, hâkim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının yazılı emri ile yapılabilir. Kolluk amirinin yazılı emri ile yapılan arama sonuçları Cumhuriyet Başsavcılığına derhal bildirilir."
Dikkat edilmesi gereken nokta, kolluk amirinin yazılı emrinin konut, iş yeri ve kamuya açık olmayan kapalı alanlar bakımından yeterli olmamasıdır. Bu yerlerde ya hakim kararı ya da savcının yazılı emri gerekir.
Arama Kararında Bulunması Gereken Bilgiler
CMK m. 119/2'ye göre karar veya emirde şu hususlar yer alır: aramanın nedeni olan fiil, yakalama amacı da taşıyan aramalarda aranan kişinin kimlik bilgileri, aramanın yapılacağı yerin açık adresi ya da üzerinde arama yapılacak eşyanın ne olduğu, karar veya emrin geçerli olacağı süre.
Savcının gecikmesinde sakınca bulunması nedeniyle verdiği yazılı emirde bu halin gerekçesi; kolluk amirinin verdiği emirde ise savcıya nereden ulaşılmaya çalışıldığı, ulaşılamama sebebi ve gecikmesinde sakınca bulunan hal birlikte açıklanmalıdır.
Arama Nerelerde Yapılabilir?
Kişinin üstü, özel kağıtları ve eşyası, konutu, iş yeri ve ona ait diğer kapalı yerler arama kapsamındadır. Konut kavramı geniş yorumlanır: barınma ihtiyacının geçici ya da sürekli karşılandığı yerler, prefabrik yapılar, karavan ve çadır konut sayılır. Konutun eklentisi niteliğindeki garaj ve bodrum da kapsama dahildir.
Üst araması, kişinin üzerindeki giysilerde veya tıbbi müdahale olmaksızın vücudun bazı kısımlarında elle ya da gözle yapılan aramadır. Yönetmeliğin 28. maddesi uyarınca çıplak üst aramasında görevlinin aranan kişiyle aynı cinsiyetten olması ve aramanın kısa sürede tamamlanması gerekir.
Gece Araması ve İstisnaları
CMK m. 118'e göre konutta, iş yerinde ve diğer kapalı yerlerde gece vakti arama yapılamaz. İstisnalar şunlardır: suçüstü hali, gecikmesinde sakınca bulunan haller, yakalanmış veya gözaltına alınmışken firar eden kişi ile tutuklu veya hükümlünün yeniden yakalanması amacıyla yapılan aramalar.
Yönetmeliğin 31. maddesi buna bir hal daha ekler: geceleyin herkesin girip çıkabileceği, PVSK m. 7'de sayılan umuma açık istirahat ve eğlence yerlerinde gece adli arama yapılabilir. Otel, pansiyon, içkili lokanta, bar, sinema, kahvehane ve internet kafeler bu kapsamdadır. Aynı madde, kolluk amirinin yazılı emriyle konut ve iş yerinde arama yapılamayacağını ayrıca vurgular.
Avukat Bürosunda ve Konutunda Arama
Meslek sırrının korunması nedeniyle CMK m. 130 ayrı bir rejim getirir. Avukat bürosunda arama yapılacaksa Cumhuriyet savcısı aramaya bizzat katılmalı, ayrıca avukatın bağlı olduğu baronun başkanı veya onu temsilen o baro levhasına kayıtlı bir avukat hazır bulunmalıdır. Avukatın konutu kural olarak aranamaz; yalnızca suçüstü halinde arama mümkündür.
Arama Sırasında Kimler Hazır Bulunur?
CMK m. 120 uyarınca aranacak eşyanın zilyedi ya da sahibi veya aramaya konu yerin sahibi arama sırasında hazır bulunabilir. Bu kişi bulunamıyorsa temsilcisi, ayırt etme gücüne sahip bir hısımı, o da yoksa aynı evde yaşayan biri veya bir komşusu bulundurulur. Aranan kişinin avukatının hazır bulunmasına engel olunamaz. Aramaya başlamak için malikin gelmesinin beklenmesi zorunlu değildir.
CMK m. 119/4 ayrı ve sık atlanan bir kuraldır: Cumhuriyet savcısı hazır değilse, konut ve iş yeri gibi yerlerde yapılacak aramada o yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişi bulundurulur. Bu kişiler işlem tanığı olarak adlandırılır; birinin komşu, diğerinin ihtiyar heyeti üyesi olması da işlemi geçerli kılar.
Bu kuralın ihlali her zaman tek başına beraatle sonuçlanmaz. Yargıtay 7. Ceza Dairesi, usulüne uygun alınmış bir arama kararının bulunduğu, sanığın ele geçen eşyaya ilişkin ikrarının olduğu ve arama işlemine yönelik bir yakınmanın bulunmadığı bir olayda şu değerlendirmeyi yapmıştır:
"…usulüne göre alınmış arama kararına istinaden, herhangi bir hak ihlaline neden olunmadan yapılan arama sonunda ele geçen delillerin, sırf arama sırasında bulunması gereken kişilerin orada kısmen bulundurulmaması suretiyle şekle aykırı hareket edildiğinden bahisle 'hukuka aykırı olarak elde edilmiş delil' sayılmalarının ve mahkumiyet hükmüne dayanak teşkil edememelerinin kabul edilemeyeceği…"
Kaynak: Yargıtay 7. Ceza Dairesi, 2021/25858 E., 2021/18017 K.
Buradan çıkan sonuç, arama işlemine ilişkin itirazların mümkün olan en erken aşamada ileri sürülmesi gerektiğidir. Geç ileri sürülen usul itirazları, aramanın esasına ilişkin bir hak ihlali bulunmadığı gerekçesiyle sonuç doğurmayabilir.
Arama Tutanağında Neler Bulunmalıdır?
Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliği'nin 11. maddesi tutanağın içeriğini belirler:
Arama kararının tarih ve sayısı; hakim kararı yoksa yazılı emrin tarih ve sayısı ile emri veren merci
Aramanın yapıldığı yer, tarih ve saat
Aramanın konusu
Aranan kişinin kimlik bilgileri; adını söylemiyorsa eşkal bilgileri
Araçta veya konut, iş yeri ve eklentilerinde arama yapılmışsa aracın plakası ve markası, adresin açık bilgisi
Aramanın sonuçları ve el konulan suç eşyasına ilişkin belirleyici bilgiler
Aramada yakalanan kişilerin kimlik veya eşkal bilgileri
Arama sonucunda yaralanma veya maddi zarar meydana gelip gelmediği
Arama işlemini yapanların adı, soyadı, sicili ve unvanı
Tutanak, sonraki aşamalarda aramanın hukuka uygunluğunun denetlendiği temel belgedir. Bu nedenle eksik doldurulmuş bir tutanak, dosyanın ilerleyen safhalarında tartışma konusu olur.
Hukuka Aykırı Aramanın Üç Ayrı Sonucu
Aramanın hukuka aykırı olması, arama karar veya emrinin hukuka aykırılığı anlamına gelebileceği gibi, kararın usulüne uygun olmasına rağmen aramanın icrasındaki aykırılığı da kapsar. Sonuçları üç ayrı alanda doğar ve uygulamada çoğunlukla yalnız birincisi konuşulur.
1. Elde Edilen Delil Hükme Esas Alınamaz
Anayasa m. 38/6, kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulguların delil olarak kabul edilemeyeceğini düzenler. CMK m. 206/2-a ortaya konulmak istenen delilin kanuna aykırı elde edilmişse reddolunacağını, m. 217/2 yüklenen suçun ancak hukuka uygun şekilde elde edilmiş delille ispat edilebileceğini, m. 230/1-b ise hükme esas alınan ve reddedilen delillerin gerekçede gösterilmesi gerektiğini belirtir.
2. Haksız Arama Suçu (TCK m. 120)
Hukuka aykırı arama, yalnız delili sakatlamakla kalmaz. TCK m. 120, hukuka aykırı olarak bir kimsenin üstünü veya eşyasını arayan kamu görevlisinin üç aydan bir yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılacağını öngörür.
3. Tazminat Sorumluluğu (CMK m. 141)
CMK m. 141/1, aramanın amacıyla orantılı olmayacak biçimde ölçüsüz gerçekleştirilmesi durumunda kişilerin maddi ve manevi her türlü zararlarını Devletten isteyebileceklerini düzenler.
Bu üçlü ayrım, Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin 23.02.2026 tarihli kararına eklenen karşı oy yazısında toplu biçimde ortaya konulmuştur. Karşı oy, çoğunluğun bozma gerekçesine katılmakla birlikte dosyadaki aramanın da hukuka aykırı olduğu ve sanığın beraati gerektiği görüşündedir:
"Aramanın hukuka aykırı olmasının ceza muhakemesi açısından sonucu arama sonucunda elde edilen delillerin hükme esas alınamamasıdır."
Kaynak: Yargıtay 7. Ceza Dairesi, 2025/3716 E., 2026/1784 K., 23.02.2026 (karşı oy)
Aynı karşı oyda değerlendirilen olayda kolluk, ihbar üzerine gittiği iş yerinde görünür haldeki kaçak sigaraları tespit etmiş, iş yerinde bulunan kişi kalan paketleri de kendi rızasıyla teslim etmişti. Karşı oy, burada suçüstü halinden söz edilemeyeceğini, savcıya haber verilip yazılı arama emri ya da adli arama kararı alınması gerektiğini, ayrıca aramanın işlem tanığı olmaksızın yapıldığını belirtmiştir. Dikkat çeken bir nokta da yasak delilin uzak etkisine ilişkindir: bu delilden türeyen ikrarın da karara esas alınamayacağı ifade edilmiştir.
Yargıtay Uygulamasından Üç Tipik Bozma Nedeni
Sonradan Alınan Emir Aramayı Hukuka Uygun Hale Getirmez
Havalimanında ihbar üzerine yakalanan kişinin üst aramasında uyuşturucu ele geçirilen olayda dosyada hiçbir arama kararı ya da yazılı emir bulunmuyordu. Yargıtay 10. Ceza Dairesi şu sonuca varmıştır:
"…usulüne uygun adli arama emri veya kararı almadan delil elde etmek amacıyla yapılan aramanın açıkça hukuka aykırı olup, bu arama sonucunda elde edilen delillerin hükme esas alınamayacağı, sonradan Cumhuriyet savcısından alınan yazılı emrin bu durumu hukuka uygun hale getiremeyeceği…"
Kaynak: Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 2023/6070 E., 2023/5092 K.
Rıza, Eksik Arama Kararının Yerini Tutmaz
Kaçak sigara satıldığı duyumu üzerine gidilen iş yerinde, önleme araması kararına dayanılarak ve kişinin rızasıyla 128 paket sigara ele geçirilmişti. Yargıtay 7. Ceza Dairesi, sigaraların görünür vaziyette bulunmadığını, önleme araması kararına istinaden arama yapılamayacağını, usulüne uygun bir arama kararı ya da yazılı emir de bulunmadığını belirterek ele geçen eşyanın yasak delil niteliğinde olduğuna ve beraat kararı verilmesi gerektiğine hükmetmiştir.
Kaynak: Yargıtay 7. Ceza Dairesi, 2021/9204 E., 2022/14623 K.
Önleme Araması Kararıyla Adli Arama Yapılamaz
Polis ekiplerinin uyuşturucu alışverişi için buluşma ayarlayıp yakaladığı kişinin üzerinde, olaydan önce verilmiş bir önleme araması kararına dayanılarak arama yapılmıştı. Yargıtay 10. Ceza Dairesi, niteliği ve faili belli bir suçun işlendiği konusunda şüphe oluştuğunu, bu durumda adli arama kararı ya da yazılı emir alınması gerektiğini belirterek aramayı hukuka aykırı bulmuş; ele geçen maddenin hem suçun maddi konusu hem delili olması nedeniyle suçun unsurlarının oluşmadığı sonucuna varmıştır.
Kaynak: Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 2021/7199 E., 2023/934 K.
Pratik Sonuç
Arama işlemine ilişkin savunmada bakılacak ilk yer dosyadaki karar ya da emrin kendisidir: kim vermiş, hangi tarihte, hangi süre için, hangi yer ve kişi bakımından. İkinci sırada aramanın icrası gelir; gece yapılıp yapılmadığı, işlem tanıklarının bulunup bulunmadığı, tutanağın Yönetmeliğin 11. maddesindeki bilgileri taşıyıp taşımadığı.
Bu iki halkadan birindeki aksaklığın sonucu her dosyada aynı olmaz. Usulüne uygun bir karara dayanan aramada işlem tanığının eksikliği tek başına delili sakatlamayabilirken, hiç karar veya emir bulunmaması elde edilen delili doğrudan kullanılamaz hale getirir. İtirazların soruşturma ve kovuşturmanın erken aşamasında, tutanak ve karar örnekleri dosyaya getirtilerek ileri sürülmesi bu nedenle önem taşır.
Uygulamada aramanın usule uygun yapılmamış olmasına ilişkin savunmanın derhal kabul görmediği dosyalar olabilir. Özellikle soruşturma aşamasında Sulh Ceza Hakimliği ve Asliye Ceza Mahkemesine yasak deliller sebebiyle yapılan itirazların kesin olarak reddedilmesi durumunda en kısa süre içinde ve her halükarda kesin olarak verilen kararın tebliğinden itibaren 30 günlük süre içinde Anayasa Mahkemesine adil yargılanma hakkı ve tutuklu bulunan şüpheli için kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine dayanarak bireysel başvuru yapılması gerekmektedir.
Arama sonrasında gözaltına alınma söz konusuysa süreç gözaltı ve gözaltına itiraz başlıklı yazımızda anlatılan aşamayla devam eder. Aramanın uyuşturucu dosyalarındaki özel görünümü için uyuşturucu madde ticareti suçunda Yargıtay kriterleri yazımıza bakılabilir.
Bu yazı Av. Yusuf Çolak tarafından hazırlanmıştır. Son güncelleme: 21.09.2026.
Buradaki açıklamalar genel bilgilendirme amacı taşır ve somut bir dosyaya ilişkin hukuki görüş yerine geçmez. Her arama işlemi kendi koşulları içinde değerlendirilmelidir.

