is-hukuku

Hizmet Tespiti Davası Nedir? Süresi, Şartları ve İspatı

Sigortasız veya eksik bildirimle çalıştırılan kişi, bildirilmemiş sürelerin tespitini mahkemeden isteyebilir. Beş yıllık hak düşürücü sürenin başlangıcı, bu sürenin işlemediği durumlar, ispat yolları ve görevli mahkeme Yargıtay kararıyla birlikte açıklanmıştır.

7 dk okuma
4 görüntülenme

Hizmet tespiti davası, sigortasız ya da eksik bildirimle çalıştırılan kişinin, Sosyal Güvenlik Kurumu'na bildirilmemiş çalışma sürelerinin mahkeme kararıyla tespit edilmesi için açtığı davadır. Bildirilmeyen her gün, hem emeklilik için gereken prim gün sayısından hem de sağlık yardımlarından eksilir. Bu nedenle dava yalnızca geçmişe dönük bir kayıt düzeltme işlemi değil, doğrudan sosyal güvenlik hakkının kazanılmasına yönelik bir taleptir.

Hizmet Tespiti Davası Nedir?

Bir kimsenin çalıştığı halde sigortasının yapılmamış olması, o çalışmanın hukuken hiç yaşanmadığı anlamına gelmez; hizmet tespiti davası tam olarak bu boşluğu kapatmak için düzenlenmiştir. İşveren, çalıştırdığı kişiyi Kuruma bildirmek ve aylık prim ve hizmet belgesini vermekle yükümlüdür. Bu yükümlülük yerine getirilmediğinde sigortalının çalışması kayıt dışı kalır. Açılacak hizmet tespiti davası, bu kayıt dışı sürenin varlığını ve süresini ispatlayarak hizmet olarak sayılmasını sağlar.

Davanın dayanağı 5510 sayılı Kanun'un 86. maddesidir. Maddeye göre aylık prim ve hizmet belgesi veya muhtasar ve prim hizmet beyannamesi işveren tarafından verilmeyen ya da çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını iş mahkemesine başvurarak alacakları ilamla ispatlayabilirler. Mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları Kurumca dikkate alınır.

Sigortasız Çalışmanın Doğurduğu Kayıplar

Bildirimi yapılmayan çalışma, kişiyi üç ayrı yönden etkiler. Prim gün sayısı eksik kaldığı için emeklilik tarihi ileriye gider. Genel sağlık sigortası kapsamına girilmediğinden sağlık hizmetlerinden yararlanma sınırlanır. İş ilişkisi kayıtsız göründüğü için kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla çalışma ve hafta tatili gibi alacakların ispatı zorlaşır. Bu alacakların şartları için kıdem ve ihbar tazminatı alma şartları başlıklı yazımıza bakılabilir.

Hizmet Tespiti Davasını Kim, Kime Karşı Açar?

Davayı, çalışması bildirilmeyen kişi açar. Sigortalının ölümü halinde, ölüm aylığı veya toptan ödeme gibi haklardan yararlanacak hak sahipleri de dava açabilir. Dava işverene karşı yöneltilir; Kurum işin niteliği gereği davada yer alır ve verilecek karar Kurum bakımından da sonuç doğuracağından dava Kuruma ihbar edilir.

İşyerinin devredilmiş ya da tüzel kişiliğin sona ermiş olması davayı engellemez; bu durumda husumetin kime yöneltileceği, devir ilişkisine ve sicil kayıtlarına göre belirlenir. Alt işveren ilişkisinin bulunduğu işlerde ise çalışmanın hangi işveren nezdinde geçtiği ayrıca araştırılır; bu nedenle hizmet tespiti davası açılırken asıl işveren ile alt işverenin birlikte gösterilmesi çoğu dosyada isabetli olur.

Davanın konusu yalnızca hiç bildirilmemiş süreler değildir. Çalışma bildirilmiş ancak gün sayısı eksik gösterilmişse, örneğin tam zamanlı çalışan bir kişi ayda on gün üzerinden bildirilmişse, eksik kalan günler için de hizmet tespiti davası açılabilir. Aynı şekilde prime esas kazancın gerçek ücretin altında gösterildiği durumlarda kazancın tespiti istenebilir; uygulamada bu talep çoğunlukla aynı dava içinde ileri sürülür.

Hizmet Tespiti Davasında Süre: Beş Yıllık Hak Düşürücü Süre

Uygulamada en çok yanlış bilinen nokta budur. Söz konusu süre zamanaşımı değil, hak düşürücü süredir ve başlangıcı iş ilişkisinin sona erdiği tarih değildir. 5510 sayılı Kanun'un 86. maddesi süreyi "hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl" olarak belirler. Yani 2019 yılı içinde geçen bir çalışmanın tespiti, 31.12.2019 tarihinden işlemeye başlayan beş yıllık süre içinde istenmelidir.

Hak düşürücü süre, taraflar ileri sürmese dahi mahkemece kendiliğinden gözetilir. Bu yönüyle hizmet tespiti davası açmayı düşünen kişinin öncelikle hangi yılların hala dava edilebilir olduğunu belirlemesi gerekir.

Beş Yıllık Sürenin Uygulanmadığı Durumlar

Kanun metni süreyi yalnızca belgeleri verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için öngörmüştür. Dolayısıyla Kurumun kaydına girmiş bir çalışma varsa hak düşürücü süre işlemez. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 07.12.2023 tarihli, 2023/11465 E., 2023/12595 K. sayılı kararı bu ayrımı şöyle ortaya koymaktadır:

"Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi ya da çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez."

Aynı kararda, bildirimin işe giriş tarihinden sonra yapıldığı ve öncesindeki çalışmanın kesintisiz devam ettiği durumlar için sürenin nasıl hesaplanacağı da açıklanmıştır: "Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu başlangıç alınmalıdır."

Bu nedenle dosyada tek bir işe giriş bildirgesinin, bir dönem bordrosunun veya bir müfettiş tespitinin bulunması, süre bakımından sonucu tamamen değiştirebilir.

Hizmet Tespiti Davasında İspat Nasıl Yapılır?

Çalışma olgusu her türlü delille ispat edilebilir. Yazılı delil zorunluluğu yoktur; çünkü kayıt dışı çalışmada yazılı belge bulunmaması işin doğasındandır. Uygulamada en çok başvurulan deliller şunlardır:

  • İşyeri sicil dosyası, dönem bordroları ve aylık prim ve hizmet belgeleri,

  • Kurum müfettişi veya denetim elemanı tespit tutanakları,

  • Ücret bordrosu, banka ödeme kayıtları ve imzalı belgeler,

  • Vergi dairesi, meslek odası ve belediye kayıtları,

  • Aynı dönemde aynı işyerinde bildirimli çalışan kişiler ile komşu işyeri çalışanlarının tanıklığı.

Tanık delili belirleyici olduğundan tanık seçimi davanın seyrini doğrudan etkiler. Uygulamada öncelikle aynı işyerinde aynı dönemde sigortalı görünen kişilerin, bunlar yoksa komşu işyerlerinde çalışanların dinlenmesi beklenir. Salt akrabalık ilişkisine dayanan beyanlar tek başına yeterli görülmez.

Kurum Denetiminde Bir Yıllık Sınır

Kurumun denetim ve kontrolle görevli memurlarınca işyerinde fiilen yapılan tespitlerde, çalışma kayıt ve belgelere dayanmaksızın belirlenmişse, geriye yönelik hizmetin en fazla tespitin yapıldığı tarihten geriye bir yıllık kısmı dikkate alınır. Bu sınır idari tespitler için geçerlidir; mahkeme kararıyla yapılan hizmet tespiti bu bir yıllık sınıra tabi değildir.

Hizmet Tespiti Davasında Yargılama Nasıl İlerler?

Mahkeme önce işyerinin Kurum nezdindeki sicil dosyasını, dönem bordrolarını ve varsa denetim raporlarını celbeder. Bu kayıtlar geldikten sonra tanıklar dinlenir ve gerekirse işyerinde keşif yapılır. Kayıt dışı çalışmanın niteliği gereği hizmet tespiti davası dosyaları, tanık beyanlarının kayıtlarla karşılaştırılmasını gerektirdiğinden diğer iş davalarına göre daha uzun sürebilir.

Yargılama sırasında Kurumun kayıtlarıyla çelişen tanık beyanları tek başına yeterli sayılmaz; beyanların somut, tarihli ve birbirini doğrulayan nitelikte olması beklenir. Bu nedenle hizmet tespiti davası hazırlığında tanıkların hangi dönemde, hangi sıfatla ve hangi işyerinde bulunduklarının önceden netleştirilmesi önem taşır.

Hizmet Tespiti Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme

Görevli mahkeme iş mahkemesidir. İş mahkemesi kurulmamış olan yerlerde davaya, iş mahkemesi sıfatıyla asliye hukuk mahkemesi bakar.

Yetki bakımından dava, davalının dava tarihindeki yerleşim yeri mahkemesinde açılabileceği gibi işin yapıldığı yer mahkemesinde de açılabilir. Örneğin Karabük'teki işyerinde çalışmış bir kişi davasını Karabük mahkemelerinde açabileceği gibi, işverenin merkezinin bulunduğu yer mahkemesinde de açabilir. Bu yetki kuralı sigortalı lehine getirilmiş olup aksine sözleşme yapılamaz.

Hizmet Tespiti Davasının Sonuçları

Dava kabul edilirse, kararda belirtilen süre ve kazançlar Kurum kayıtlarına işlenir; prim gün sayısı ve prime esas kazanç buna göre düzeltilir. Ödenmemiş primler işverenden tahsil edilir. Emeklilik başvurusunda eksik kalan gün sayısı bu yolla tamamlanabilir.

Hizmet tespiti kararı, işçilik alacaklarına ilişkin davada da çalışma olgusunun ispatı bakımından güçlü bir dayanak oluşturur. Ancak kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve fazla çalışma ücreti gibi alacaklar bu davanın konusu değildir; bunlar ayrı bir alacak davasının konusudur. İş ilişkisinin sona ermesine bağlı hakların kapsamı için işten çıkarılan işçinin hakları ve ücretin ödenmemesi halinde başvurulacak yollar için maaşın ödenmemesi veya geç ödenmesi başlıklı yazılarımız incelenebilir.

Karar kesinleşmeden Kurum kayıtlarında düzeltme yapılmaz. Bu nedenle emeklilik başvurusu planlanıyorsa kesinleşme süresi de hesaba katılmalıdır. Kabul kararı, aynı döneme ilişkin işçilik alacakları bakımından hizmet süresinin belirlenmesinde de dikkate alınır; bu yönüyle hizmet tespiti davası çoğu zaman sonraki alacak davasının zeminini kurar.

Hizmet Tespiti Davası Açmadan Önce Nelere Bakılmalıdır?

Dava hazırlığında ilk adım, e-Devlet üzerinden alınacak SGK hizmet dökümüyle hangi dönemlerin bildirildiğinin ve hangi dönemlerin boş kaldığının çıkarılmasıdır. Ardından boş dönemlerin hangi yıllara ait olduğu ve beş yıllık sürenin dolup dolmadığı belirlenir. Kurum kaydına girmiş bir bildirge veya bordro bulunup bulunmadığı, sürenin işleyip işlemediğini değiştirdiği için ayrıca araştırılır. Son olarak o dönemde aynı işyerinde çalışmış ve tanıklık edebilecek kişiler tespit edilir. Bu dört adım tamamlanmadan açılan hizmet tespiti davası, esasa girilmeden süre yönünden reddedilebileceği için hazırlık aşaması davanın en belirleyici kısmıdır.

Bu yazı Av. Asiye Şeker tarafından hazırlanmıştır. Son güncelleme: 26.09.2026.

Buradaki açıklamalar genel bilgilendirme amacı taşır ve somut bir dosyaya ilişkin hukuki görüş yerine geçmez. Her çalışma ilişkisi kendi koşulları içinde değerlendirilmelidir.

Son güncelleme:

Sıkça Sorulan Sorular

Hizmet tespiti davası kaç yıl içinde açılmalıdır?

5510 sayılı Kanun m. 86 uyarınca dava, hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içinde açılmalıdır. Bu bir zamanaşımı değil hak düşürücü süredir ve mahkemece kendiliğinden gözetilir. Süre, iş ilişkisinin bittiği tarihten değil, çalışmanın geçtiği yılın sonundan işlemeye başlar.

Beş yıllık süre her durumda işler mi?

Hayır. Süre yalnızca belgeleri verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. İşe giriş bildirgesi ya da dönem bordrosu gibi belgeler Kuruma verilmişse, Kurumca öğrenilen ve kesintisiz devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü süreden söz edilemez.

Hizmet tespiti davası kime karşı açılır?

Dava işverene karşı açılır. Sosyal Güvenlik Kurumu işin niteliği gereği davada yer alır ve karar Kurum bakımından da sonuç doğurduğundan dava Kuruma ihbar edilir. Alt işveren ilişkisi varsa çalışmanın hangi işveren nezdinde geçtiği araştırılır.

Çalışma nasıl ispatlanır, yazılı belge şart mıdır?

Yazılı belge şart değildir; çalışma her türlü delille ispat edilebilir. İşyeri sicil dosyası, dönem bordroları, müfettiş tutanakları, banka kayıtları ve tanık beyanları başlıca delillerdir. Kayıt dışı çalışmada belge bulunmaması işin doğasından sayılır.

Hangi tanıklar dinlenir?

Öncelikle aynı işyerinde aynı dönemde sigortalı görünen kişiler, bunlar yoksa komşu işyerlerinde çalışanlar dinlenir. Beyanların somut, tarihli ve birbirini doğrulayan nitelikte olması aranır; salt akrabalık ilişkisine dayanan beyanlar tek başına yeterli görülmez.

Sigortam yapılmış ama günlerim eksik gösterilmiş, dava açabilir miyim?

Evet. Dava yalnızca hiç bildirilmemiş süreler için değil, eksik gün bildirimi için de açılabilir. Tam zamanlı çalıştığı halde ayda birkaç gün üzerinden bildirilen kişi, eksik kalan günlerin tespitini isteyebilir. Prime esas kazancın gerçek ücretin altında gösterilmesi halinde kazancın tespiti de talep edilebilir.

Hangi mahkeme görevli ve yetkilidir?

Görevli mahkeme iş mahkemesidir; iş mahkemesi bulunmayan yerlerde bu sıfatla asliye hukuk mahkemesi bakar. Dava, davalının dava tarihindeki yerleşim yeri mahkemesinde veya işin yapıldığı yer mahkemesinde açılabilir.

Dava kazanılırsa kıdem tazminatı da alınır mı?

Hayır. Hizmet tespiti davasının konusu yalnızca çalışma süresinin ve kazancın tespitidir. Kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve fazla çalışma ücreti gibi alacaklar ayrı bir alacak davasının konusudur; ancak tespit kararı o davada çalışma olgusunun ispatını kolaylaştırır.

Kurum müfettişi tespit yapmışsa geriye kaç yıl sayılır?

Kurumun denetim elemanlarınca işyerinde fiilen yapılan ve kayıt ile belgelere dayanmayan tespitlerde, geriye yönelik hizmetin en fazla tespit tarihinden geriye bir yıllık kısmı dikkate alınır. Bu sınır idari tespitlere özgüdür; mahkeme kararıyla yapılan tespit bu sınıra tabi değildir.

Dava sonunda SGK kaydım ne zaman düzelir?

Kayıtlar, karar kesinleştikten sonra düzeltilir. Bu nedenle emeklilik başvurusu planlanıyorsa kesinleşme süresinin de hesaba katılması gerekir. Kararla birlikte ödenmemiş primler işverenden tahsil edilir.

Hizmet Tespiti Davası Nedir? Süresi, Şartları ve İspatı | Yılmaz Çolak Avukat Ortaklığı