aile-hukuku

Süresiz Nafaka İptal 2026: AYM Kararı ve Etkileri

Anayasa Mahkemesi, 4 Haziran 2026'da yoksulluk nafakasındaki "süresiz olarak" ibaresini iptal etti. Mevcut nafakalar, devam eden davalar ve yeni yasal düzenleme hakkında güncel hukuki analiz.

7 dk okuma
70 görüntülenme

Güncelleme notu: Bu makale 9 Haziran 2026 tarihi itibarıyla hazırlanmıştır. Gerekçeli kararın Resmî Gazete'de yayımlanması ve TBMM'nin yapacağı olası düzenleme sonrasında uygulama yeniden değerlendirilmelidir.

Anayasa Mahkemesi'nin aile hukukunda yoksulluk nafakasına ilişkin 4 Haziran 2026 tarihli kararı, kamuoyunda "süresiz nafaka kalktı mı?" sorusunu yeniden gündeme getirdi. Ancak kararın doğru okunması gerekir: Yoksulluk nafakası kurumu ortadan kalkmış değildir. Tartışılan ve iptal edilen husus, nafakanın süre sınırı olmaksızın istenebilmesine imkân veren ibaredir.

Süresiz nafaka iptal 2026 süreci, hem nafaka alanlar hem de nafaka ödeyen taraflar açısından doğru anlaşılması gereken kritik bir hukuki gelişmedir.

Bu nedenle karar, boşanma davası açacak kişiler, hâlihazırda nafaka ödeyenler ve nafaka alanlar bakımından aynı sonucu doğurmaz. Mevcut nafakaların kendiliğinden sona erip ermeyeceği, devam eden davalarda ne yapılacağı ve yeni nafaka düzenlemesinin nasıl şekilleneceği, kararın gerekçesi ve kanun koyucunun yapacağı düzenlemeyle netleşecektir.

Yoksulluk Nafakası Nedir?

Yoksulluk nafakası, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek tarafın, kusuru diğer eşten daha ağır olmamak şartıyla, geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında talep edebildiği nafaka türüdür. Düzenlemenin dayanağı 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesidir.

Kanun metninde kadın veya erkek ayrımı yapılmamıştır. Bu nedenle yoksulluk nafakasını yalnızca kadın değil, şartları varsa erkek eş de talep edebilir. Uygulamada daha çok kadınlar lehine hükmedilmesinin sebebi hukuki bir cinsiyet kuralı değil, tarafların gelir, çalışma hayatı ve sosyal-ekonomik durumlarıdır.

Yoksulluk nafakasının amacı, boşanma sonrası ekonomik olarak daha zayıf durumda kalacak tarafı korumaktır. Bu nafaka ceza değildir; boşanmada kusurlu olan tarafı cezalandırmak için değil, boşanma nedeniyle ortaya çıkan ekonomik dengesizliği makul ölçüde gidermek için öngörülmüştür.

Yoksulluk Nafakasının Şartları

  • Nafaka talep eden taraf boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olmalıdır.

  • Nafaka isteyen tarafın kusuru, diğer eşten daha ağır olmamalıdır.

  • Nafaka yükümlüsünün mali gücü bulunmalıdır.

  • Nafaka açıkça talep edilmiş olmalıdır.

  • Hâkim, tarafların sosyal ve ekonomik durumunu araştırmalıdır.

Yargıtay uygulamasında yoksulluk kavramı dar yorumlanmamaktadır. Yeme, barınma, giyinme, sağlık, ulaşım ve benzeri zorunlu giderleri karşılayacak düzeyde geliri olmayan kişi yoksul kabul edilebilir. Asgari ücret seviyesinde gelire sahip olmak da tek başına yoksulluk nafakasına engel sayılmamaktadır.

Süresiz Nafaka Ne Demektir?

Halk arasında "süresiz nafaka" denildiğinde genellikle yoksulluk nafakası kastedilir. Kanunda bağımsız bir "süresiz nafaka" türü yoktur. Tartışmanın kaynağı, TMK 175. maddede yer alan "süresiz olarak" ibaresidir.

Bu ibare, nafakanın her dosyada mutlaka ömür boyu devam edeceği anlamına gelmez. Çünkü TMK 176. maddeye göre bazı hâllerde nafaka kendiliğinden sona erer, bazı hâllerde ise mahkeme kararıyla kaldırılabilir veya azaltılabilir.

Yoksulluk Nafakası Hangi Hâllerde Sona Erer?

Kendiliğinden sona eren hâller:

  • Nafaka alacaklısının yeniden evlenmesi

  • Taraflardan birinin ölümü

Mahkeme kararıyla kaldırılabilecek hâller:

  • Nafaka alacaklısının evlenme olmadan fiilen evli gibi yaşaması

  • Nafaka alacaklısının yoksulluğunun ortadan kalkması

  • Nafaka alacaklısının haysiyetsiz hayat sürmesi

  • Tarafların mali durumundaki esaslı değişiklik nedeniyle nafakanın azaltılması veya artırılması

Bu nedenle "süresiz nafaka" ifadesi, nafakanın hiçbir şartta kaldırılamayacağı anlamına gelmez. Yoksulluk nafakasının kaldırılması için ayrı bir dava açılması gerektiğini hatırlatmak isteriz.

Anayasa Mahkemesi'nin Süresiz Nafaka Kararı Ne Anlama Geliyor?

Anayasa Mahkemesi, 4 Haziran 2026 tarihinde Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesinde yer alan "süresiz olarak" ibaresinin iptaline karar vermiştir. Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre karar oyçokluğuyla verilmiş, iptal hükmünün yürürlüğe girmesi için Resmî Gazete'de yayımdan itibaren 9 aylık süre öngörülmüştür.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta şudur: İptal edilen kurum yoksulluk nafakası değildir. İptal edilen ibare, nafakanın süre sınırı olmadan talep edilebilmesine ilişkin bölümdür. Dolayısıyla "nafaka tamamen kalktı" şeklindeki yorum hukuken doğru değildir.

Gerekçeli karar yayımlandığında Anayasa Mahkemesi'nin iptal gerekçesi daha net görülecektir. Kararın ölçülülük, hakkaniyet, mülkiyet hakkı, sosyal devlet ilkesi ve aile hukukunda taraflar arasındaki denge açısından tartışılması beklenmektedir.

Karar Hemen Uygulanmaya Başladı mı?

Hayır. Anayasa Mahkemesi iptal kararları, kural olarak Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girer. Bu dosyada kamuoyuna yansıyan bilgi, yürürlük için 9 aylık geçiş süresi tanındığı yönündedir. Bu süreçte aile mahkemelerinin mevcut TMK 175 ve 176 hükümlerini uygulamaya devam etmesi beklenir.

Mevcut Nafakalar Kendiliğinden Sona Erer mi?

Hayır. Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı, daha önce kesinleşmiş nafaka kararlarını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Anayasa'nın 153. maddesi uyarınca iptal kararları geriye yürümez. Bu nedenle mevcut nafaka ilamları, ayrıca kaldırma veya uyarlama kararı verilmediği sürece geçerliliğini korur.

Bununla birlikte yeni yasal düzenleme çıktıktan sonra, devam eden nafakalar bakımından uyarlama davası veya nafakanın kaldırılması/azaltılması talepleri gündeme gelebilir. Burada belirleyici olacak hususlar; yeni kanunun geçiş hükümleri, tarafların mali durumu, evlilik süresi, çocukların durumu, nafaka alacaklısının çalışma imkânı ve somut dosyanın özellikleridir.

Ödenmiş Nafakalar Geri İstenebilir mi?

Kural olarak hayır. Kesinleşmiş mahkeme kararına dayanılarak ödenmiş nafakaların, yalnızca Anayasa Mahkemesi iptal kararı nedeniyle geriye dönük olarak iadesi beklenmez. Çünkü iptal kararları geçmişe etkili şekilde kesinleşmiş hukuki sonuçları ortadan kaldırmaz.

Ancak henüz kesinleşmemiş davalar, devam eden istinaf veya temyiz süreçleri ve yeni açılacak uyarlama davaları bakımından farklı hukuki değerlendirmeler yapılabilir.

Devam Eden Boşanma ve Nafaka Davalarında Ne Olacak?

Devam eden davalarda en önemli soru, mahkemelerin karar kesinleşmeden önce yeni yasal düzenlemeyi bekleyip beklemeyeceğidir. Gerekçeli kararın henüz yayımlanmamış olması ve yürürlük tarihinin ertelenmesi nedeniyle kısa vadede mevcut kanun hükümlerinin uygulanması beklenir.

Ancak taraf vekillerinin, özellikle kısa süreli evliliklerde, uzun yıllar sürebilecek nafaka yükümlülüğünün ölçülülük ilkesine aykırı sonuçlar doğurabileceğini ileri sürmesi mümkündür. Hâkim; evlilik süresi, tarafların yaşı, çalışma gücü, mesleki durumu, çocuk bakım yükü, malvarlığı ve gelir durumunu birlikte değerlendirmelidir.

Yeni Nafaka Düzenlemesi Nasıl Olabilir?

Henüz yürürlüğe girmiş yeni bir kanun bulunmadığı için kesin bir modelden söz etmek doğru olmaz. Buna rağmen kamuoyunda ve hukuk çevrelerinde bazı ihtimaller tartışılmaktadır:

  • Evlilik süresine göre nafaka süresi belirlenmesi

  • Hâkime somut olaya göre süre belirleme yetkisi verilmesi

  • Kısa süreli evliliklerde sınırlı süreli nafaka modeli

  • Uzun evliliklerde daha uzun süreli koruma sağlanması

  • Toplu ödeme veya süreli irat seçeneklerinin genişletilmesi

  • Çocuk bakım yükü, yaş, sağlık ve çalışma imkânı gibi kriterlerin açıkça yazılması

Bu seçenekler içinde en dengeli model, hâkime belirli kriterler çerçevesinde takdir yetkisi veren düzenleme olabilir. Çünkü her boşanma dosyasında tarafların ekonomik ve sosyal durumu aynı değildir. Beş ay süren bir evlilik ile otuz yıl süren, taraflardan birinin çalışma hayatından uzak kaldığı bir evliliğin aynı kurala bağlanması yeni adaletsizlikler doğurabilir.

Yargıtay Kararları Işığında Yoksulluk Nafakası

Yargıtay kararları, yoksulluk nafakasında otomatik ve kalıplaşmış değerlendirmelerden kaçınılması gerektiğini göstermektedir. Mahkemeler yalnızca gelir olup olmadığına değil, gelirin kişiyi yoksulluktan kurtarıp kurtarmadığına bakmalıdır.

1. Asgari Ücret Tek Başına Yoksulluğu Ortadan Kaldırmaz

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 07.07.2010 tarihli, 2010/2-371 E., 2010/364 K. sayılı kararında nafaka talep eden eşin asgari ücretle çalışmasının tek başına yoksulluk nafakasına engel oluşturmayacağını kabul etmiştir. Kişinin çalışması önemlidir; ancak aldığı gelirin barınma, beslenme, sağlık, ulaşım ve benzeri temel giderleri karşılayıp karşılamadığı ayrıca incelenmelidir.

2. Asgari Ücretle Çalışma Kaldırma Değil, İndirim Sebebi Olabilir

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 14.01.2015 tarihli, 2014/12719 E., 2015/599 K. sayılı kararında asgari ücret seviyesindeki gelirin yoksulluğu kendiliğinden ortadan kaldırmayacağı, ancak nafakanın kaldırılması talebinin şartları varsa azaltma talebini de içerdiği belirtilmiştir. Bu yaklaşım, nafaka davalarında "ya tamamen devam ya tamamen kaldırma" şeklindeki keskin bakışın doğru olmadığını gösterir.

3. Yoksulluk Somut Yaşam Koşullarına Göre Belirlenir

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun yerleşik kararlarında yoksulluk; yalnızca açlık sınırı veya hiç geliri olmama hâli olarak görülmemiştir. Kişinin zorunlu ve gerekli harcamalarını karşılayıp karşılayamadığı, sosyal ve ekonomik konumu, yaşam koşulları ve tarafların mali gücü birlikte değerlendirilir.

4. Nafakanın Kaldırılması İçin Kanuni Sebep İspatlanmalıdır

Nafaka alacaklısının yeniden evlenmesi veya taraflardan birinin ölümü hâlinde nafaka kendiliğinden sona erer. Buna karşılık fiilen evli gibi yaşama, yoksulluğun ortadan kalkması veya haysiyetsiz hayat sürme iddialarında mahkeme kararı gerekir. Bu iddiaların soyut beyanla değil, delillerle ispatlanması gerekir.

Sonuç: Nafaka Kalkmadı, Süre Tartışması Yeni Bir Aşamaya Geçti

Anayasa Mahkemesi'nin kararı, yoksulluk nafakasını ortadan kaldıran bir karar değildir. Karar, nafakanın belirsiz ve süresiz şekilde devam etmesine imkân veren kanun ibaresini hedef almaktadır. Bu yönüyle aile hukukunda hem nafaka alacaklısını hem de nafaka yükümlüsünü ilgilendiren yeni bir denge arayışı başlamıştır.

Yeni düzenlemede korunmaya muhtaç eşin mağdur edilmemesi, kısa süreli evliliklerde ölçüsüz yükümlülük doğmaması ve hâkimlerin somut dosyaya göre adil karar verebilmesi önem taşımaktadır.

Bu makale genel bilgilendirme amacı taşır. Her nafaka dosyasında evlilik süresi, kesinleşme tarihi, tarafların gelir durumu, çocukların ihtiyaçları ve dosyanın usuli aşaması ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Bu konuyla ilgili hukuki değerlendirme için online danışmanlık alabilirsiniz.

İlgili Makalelerimiz

Son güncelleme:

Sıkça Sorulan Sorular

Süresiz nafaka tamamen kalktı mı?

Hayır. Yoksulluk nafakası tamamen kalkmadı. AYM, TMK 175'teki "süresiz olarak" ibaresini iptal etti. Nafaka talep hakkı devam eder; tartışma nafakanın süresiyle ilgilidir.

AYM kararı ne zaman yürürlüğe girecek?

Kamuoyuna yansıyan bilgiye göre iptal hükmü, gerekçeli kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasından itibaren 9 ay sonra yürürlüğe girecektir. Gerekçeli karar yayımlandığında tarih netleşecektir.

Mevcut nafakam kendiliğinden biter mi?

Hayır. Kesinleşmiş nafaka kararları kendiliğinden sona ermez. Nafakanın kaldırılması, azaltılması veya uyarlanması için ayrıca hukuki süreç gerekir.

Ödenmiş nafakalar geri alınabilir mi?

Kural olarak hayır. AYM iptal kararları geriye yürümez. Kesinleşmiş karara dayanarak ödenmiş nafakaların sırf iptal kararı nedeniyle iadesi beklenmez.

Erkek yoksulluk nafakası alabilir mi?

Evet. Kanunda cinsiyet ayrımı yoktur. Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek ve kusuru daha ağır olmayan erkek eş de şartları varsa yoksulluk nafakası talep edebilir.

Kısa süreli evliliklerde nafaka devam eder mi?

Bugünkü mevzuatta tek başına evliliğin kısa sürmesi nafakayı otomatik olarak ortadan kaldırmaz. Ancak AYM kararı sonrası yapılacak yeni düzenlemede evlilik süresinin önemli bir kriter hâline gelmesi beklenmektedir.

Nafaka alan kişi çalışmaya başlarsa nafaka kesilir mi?

Her zaman kesilmez. Çalışma geliri kişiyi yoksulluktan kurtarıyorsa nafakanın kaldırılması gündeme gelebilir. Gelir düşükse nafakanın azaltılması daha uygun olabilir.

Çocuk için ödenen iştirak nafakası da etkilenir mi?

Hayır. AYM kararının konusu yoksulluk nafakasındaki "süresiz olarak" ibaresidir. Çocuk için ödenen iştirak nafakası ayrı hukuki kurallara tabidir.

Nafaka ödemeyi bırakabilir miyim?

Hayır. Mevcut mahkeme kararı değişmeden nafaka ödemesini durdurmak, ilamlı icra takibi ve tazyik hapsi dahil ciddi hukuki sonuçlara yol açabilir.

Karabük'te süresiz nafaka kararına itiraz davası açılabilir mi?

Evet. Tarafların mali durumunda değişiklik olduysa veya TMK 176 kapsamında sona erme hâllerinden biri gerçekleştiyse Karabük Aile Mahkemesi'nde nafakanın kaldırılması ya da azaltılması davası açılabilir. AYM kararına dayalı uyarlama taleplerinin yeni yasal düzenleme sonrası değerlendirilmesi önerilir.