Trafik kazasından sonra en sık sorulan soru, zararın kimden ve nasıl isteneceğidir. Cevap çoğu olayda tek bir kişi değildir: kusurlu sürücü, aracın işleteni ve o aracın zorunlu trafik sigortasını yapan şirket aynı zarardan birlikte sorumludur. Kimden ne kadar istenebileceği ise kusur oranına, zararın türüne ve sigorta poliçesinin limitine göre değişir.
2026 yılında bu davaların usulü de değişti. 31 Temmuz 2026'da yürürlüğe giren 7589 sayılı Kanun belirsiz alacak davasını kaldırdı, bedensel zararlarda faizin başlangıcını yeniden düzenledi. Aşağıda dava açmadan önce yapılması gerekenler, tazminat kalemleri, süreler ve mahkeme güncel kurallara göre anlatılmıştır.
Kimler Tazminat İsteyebilir?
Kazada yaralanan kişi, tedavi giderlerini, çalışamadığı dönemin kazanç kaybını ve kalıcı sakatlık varsa bundan doğan zararını isteyebilir. Aracı hasar gören kişi onarım bedelini ve araçtaki değer kaybını talep eder. Kaza ölümle sonuçlanmışsa, ölenin desteğinden yoksun kalan yakınları destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilir.
Manevi tazminat bakımından çevre daha dardır. Yaralanan kişinin kendisi her durumda manevi tazminat isteyebilir. Yakınları ise ancak ağır bedensel zarar veya ölüm halinde bu hakka sahiptir (TBK m. 56). Yaralanma halindeki talepler yaralanmalı trafik kazası tazminat davası, ölüm halindeki talepler ölümlü trafik kazası tazminat davası yazılarımızda ayrıntılı olarak ele alınmıştır.
Dava Kime Karşı Açılır?
Sorumlular üç gruptur ve zarar gören bunlardan birine, birkaçına veya hepsine birlikte başvurabilir.
Sürücü. Kusuruyla kazaya sebep olan sürücü, haksız fiil hükümlerine göre zararı gidermekle yükümlüdür (TBK m. 49). Kusurun nasıl belirlendiği trafik kazası kusur oranı yazımızda anlatılmıştır.
İşleten. Aracı kendi hesabına işleten kişi, çoğu zaman ruhsat sahibi, kazada direksiyonda olmasa bile sorumludur. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. maddesine göre bir motorlu aracın işletilmesi ölüme, yaralanmaya veya bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa işleten doğan zarardan sorumlu olur. Bu sorumluluk kusura bağlı değildir. Aracı uzun süreli kiralayan veya ödünç alan kişi de işleten sayılabilir.
Zorunlu trafik sigortacısı. İşletenin sorumluluğu, poliçe limitine kadar zorunlu mali sorumluluk sigortasıyla güvence altındadır. Zarar gören, sigorta şirketine doğrudan başvurabilir ve dava açabilir. 2026 yılında otomobiller için limitler araç başına maddi zararda 400.000 TL, sağlık giderinde ve sakatlanma ile ölümde kişi başına 3.600.000 TL'dir. Hangi limitin uygulanacağını poliçenin düzenlendiği yıl değil, kaza tarihi belirler. Teminatın kapsamı zorunlu trafik sigortası yazımızda açıklanmıştır.
Zarar limiti aşıyorsa aşan kısım sürücüden ve işletenden istenir. Karşı araçta ihtiyari mali mesuliyet sigortası varsa bu poliçe de limit üstü zarar için devreye girer. Zorunlu trafik sigortası manevi tazminatı karşılamaz (KTK m. 92/f). Manevi tazminat sürücü ve işletenden, poliçede bu teminat varsa ihtiyari mali mesuliyet sigortacısından istenir.
Hangi Tazminat Kalemleri İstenebilir?
Bedensel zararlarda başlıca kalemler tedavi giderleri, iyileşme sürecindeki kazanç kaybı (geçici iş göremezlik), kalıcı sakatlıktan doğan kayıp (sürekli iş göremezlik) ve bakıcı gideridir. Ölüm halinde cenaze giderleri ile destekten yoksun kalma tazminatı gündeme gelir. Araç yönünden onarım bedeli ve değer kaybı istenebilir. Değer kaybının şartları için araç değer kaybı şartları yazımıza bakılabilir.
Manevi tazminatın tutarını hakim belirler. Olayın ağırlığı, kusur durumu ve tarafların ekonomik koşulları bu takdirde rol oynar.
Dava Açmadan Önce Sigortaya Başvuru Şartı
Sigorta şirketine karşı doğrudan dava açılamaz. Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesi, zarar görenin dava yoluna gitmeden önce sigorta kuruluşuna yazılı olarak başvurmasını şart koşar. Şirket başvuruyu 15 gün içinde yazılı olarak cevaplamazsa veya verdiği cevap talebi karşılamazsa dava açılabilir. Belgeler eksiksiz verildiğinde sigortacının ödeme süresi 8 iş günüdür (KTK m. 99).
Başvuru yapılmadan dava açılmışsa veya başvuru eksik belgeyle yapılmışsa dava hemen reddedilmez. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 14.11.2022 tarihli ve 2022/6730 E., 2022/14511 K. sayılı kararında bu başvurunun "tamamlanabilir dava şartı olduğu Dairemizin yerleşik uygulamaları ile kabul edilmektedir" demiş, eksik belge savunması bakımından da "eksikliğin her halükarda tamamlanabileceği açıktır" sonucuna varmıştır. Mahkemenin eksikliğin giderilmesi için süre vermesi gerekir.
Sık karıştırılan bir nokta arabuluculuktur. Sigorta şirketine karşı açılan dava ticari dava sayıldığı için arabuluculuğa da gidilmesi gerektiği düşünülür. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 09.09.2024 tarihli ve 2022/2615 E., 2024/7426 K. sayılı kararında, sigortacıya başvurunun kanunda öngörülen ayrı bir çözüm yolu olduğunu belirtmiş ve böyle hallerde "arabuluculuğa başvuru dava şartı olarak uygulanmayacaktır" sonucuna ulaşmıştır. Sigortaya usulüne uygun başvuru yapılmışsa ayrıca arabulucuya gidilmesi aranmaz.
Mahkeme yerine Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurmak da mümkündür. Bunun için de önce sigorta şirketine başvurulmuş ve talebin reddedilmiş ya da 15 iş günü içinde cevapsız kalmış olması gerekir (5684 sayılı Kanun m. 30/13). Aynı uyuşmazlık mahkemeye taşınmışsa Komisyona gidilemez.
Tazminat Nasıl Hesaplanır?
Hesabın üç temel verisi vardır: kusur oranı, maluliyet (sakatlık) oranı ve zarar görenin geliri. Kusur, bilirkişi raporuyla belirlenir ve tazminat karşı tarafın kusuru oranında hesaplanır.
Maluliyet oranı sağlık kurulu raporuyla saptanır. Hangi yönetmeliğin uygulanacağı konusunda Yargıtay'ın ölçütü nettir. 4. Hukuk Dairesi'nin 09.11.2023 tarihli ve 2023/7188 E., 2023/12125 K. sayılı kararına göre maluliyet raporlarının "kaza tarihinde yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre düzenlenmesi gereklidir". Raporun alındığı tarihteki yönetmeliğe göre düzenlenen rapor hükme esas alınamaz.
Kalıcı sakatlık ve destek zararında, kişinin muhtemel yaşam süresi TRH 2010 yaşam tablosundan alınır ve gelecekteki kazanç kaybı progresif rant yöntemiyle bugüne indirgenir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 28.12.2023 tarihli ve 2023/11320 E., 2023/14304 K. sayılı kararında "gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır" diyerek bu tablonun kullanılmasını doğru bulmuş, hesabın progresif rant yöntemi yerine %1,8 teknik faizle yapılmasını ise bozma sebebi saymıştır.
Hesaplanan tutardan indirim yapılabilecek haller de vardır. Yolcunun emniyet kemeri takmaması zararın artmasında payı olduğu ölçüde, ücretsiz ve hatır için taşınması ise hakkaniyet gereği indirim sebebidir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 28.03.2022 tarihli ve 2021/9322 E., 2022/6062 K. sayılı kararında emniyet kemeri bakımından "Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre %20 oranında indirim yapılması gerekirken" daha düşük oran uygulanmasını hatalı bulmuş, hatır taşıması için de %20 indirim yapılması gerektiğine karar vermiştir.
2026'da Değişen Kurallar
7589 sayılı Kanun trafik kazası davalarını üç noktada etkiledi.
Birincisi dava türüdür. Tazminat miktarı baştan bilinemediği için bu davalar yıllardır belirsiz alacak davası olarak açılıyordu. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 107. maddesi yürürlükten kaldırıldığı için 31 Temmuz 2026'dan sonra bu yol kapalıdır. Önceden açılmış davalar eski kurala göre devam eder. Miktarı baştan belirlenemeyen talepler için artık kısmi dava yolu kullanılır. Kanuna eklenen hükme göre talep, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere tahkikat bitene kadar artırılabilir ve zamanaşımı artırılan kısım için de dava tarihinde kesilmiş sayılır (HMK m. 109/4).
İkincisi faizdir. Sakatlık ve destek zararlarında, kazancın bilindiği döneme ait tazminata olay tarihinden, bilinmeyen döneme ait tazminata karar tarihinden itibaren faiz işletilir (TBK m. 55/3). Bu kural yalnızca 31 Temmuz 2026'dan sonra meydana gelen kazalarda uygulanır. Önceki kazalarda eski uygulama sürer.
Üçüncüsü faiz oranıdır. Kanuni faiz artık sabit bir oran değildir. Merkez Bankasının kısa vadeli kredilerde uyguladığı reeskont oranının yüzde 80'i üzerinden hesaplanır.
Zamanaşımı Süresi
Tazminat talepleri, zarar görenin zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar (KTK m. 109/1). Kaza aynı zamanda suç oluşturuyorsa ve ceza kanunu bu suç için daha uzun bir zamanaşımı öngörüyorsa o süre uygulanır. Yaralanmalı kazalarda bu süre 8 yıl, ölümlü kazalarda 15 yıldır.
Uzun sürenin uygulanması için ceza davası açılmış olması gerekmez. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 05.10.2023 tarihli ve 2023/2982 E., 2023/10325 K. sayılı kararında bunu şöyle ifade etmiştir:
"Söz konusu yasa hükmü, ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için sadece eylemin aynı zamanda bir suç oluşturmasını yeterli görmekte; bunun dışında, fail hakkında mahkumiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı, hatta böyle bir ceza davasının açılması ya da zarar görenin o davada tazminat yönünden bir talepte bulunmuş olması koşulu aranmamaktadır."
Aynı kararda bu sürenin sürücü ile işleten gibi diğer sorumlular için de geçerli olduğu belirtilmiştir. Dikkat edilmesi gereken nokta, kararın sonucudur: plakası belirlenemeyen aracın karıştığı o olayda Yargıtay, 8 yıllık sürenin dava tarihinde dolduğu sonucuna varmış ve tazminata hükmeden kararı bozmuştur. Uzun süre güvence değildir. Sigortaya yapılan başvuruya güvenip dava açmayı geciktirmek hak kaybına yol açabilir.
Yetkili ve Görevli Mahkeme
Dava birden fazla yerde açılabilir: davalılardan birinin yerleşim yerinde, kazanın meydana geldiği yerde, zarar görenin kendi yerleşim yerinde (HMK m. 16) veya sigortacının şubesinin ya da poliçeyi düzenleyen acentenin bulunduğu yerde (KTK m. 110/2). Kaza Eskipazar'da olmuş, zarar gören Safranbolu'da oturuyorsa dava Safranbolu'da da açılabilir.
Görev bakımından ayrım davalıya göre yapılır. Yalnızca sürücü ve işletene karşı açılan davaya asliye hukuk mahkemesi bakar. Sigorta şirketinin davalı olduğu dava ticari dava niteliğindedir ve asliye ticaret mahkemesinde görülür. Asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yerlerde dava, asliye hukuk mahkemesinde ticaret mahkemesi sıfatıyla açılır. Aracın sahibi kamu kurumu olsa bile bu davalar idari yargıda değil adli yargıda görülür (KTK m. 110/1).
Bu yazı Av. Yusuf Çolak tarafından hazırlanmıştır. Son güncelleme: 03.10.2026.
Yukarıdaki açıklamalar bilgilendirme amaçlıdır; somut bir olaya ilişkin hukuki görüş niteliği taşımaz. Her kaza kendi şartları içinde değerlendirilmelidir.

