Çocuk teslimine muhalefet suçu, ayrılık, boşanma veya boşanma sürecinde velayet kendisine verilmeyen ebeveynin, mahkemece hükme bağlanan kişisel ilişki kapsamında çocukla görüşmesinin engellenmesi halinde gündeme gelir. Uygulamada bu durum çoğu zaman “çocuk göstermeme” olarak ifade edilmektedir.
7343 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler sonrası, çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin denetim ve yaptırım yetkileri icra dairelerinden alınarak aile mahkemeleri bünyesine taşınmıştır. Bu yazıda, çocuk teslimine muhalefet suçu güncel mevzuat ve uygulama çerçevesinde ele alınmaktadır.
Çocuk Teslimine Muhalefet Suçu Kapsamında Çocuk Kimdir?
Çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kararları bakımından “çocuk”, henüz ergin olmamış kişiyi ifade eder. Çocuk, kural olarak 18 yaşını doldurmakla ergin olur. Bununla birlikte evlenme veya mahkeme kararıyla da erginlik kazanılması mümkündür.
Bu nedenle, evlenme veya mahkeme kararıyla erginlik kazanılmadıkça, 18 yaşını doldurmamış herkes çocuk kabul edilir.
Çocuğun Üstün Yararı İlkesi
Çocuğun üstün yararı, hem ulusal hukukta hem de uluslararası sözleşmelerde çocuk hukukunun temel ilkesidir. Bu ilke; çocuğun fiziksel, zihinsel, duygusal ve sosyal gelişiminin korunmasını esas alır.
Çocuk teslimi ve kişisel ilişki kararlarının uygulanmasında da çocuğun üstün yararı temel ölçüttür. Kanun koyucu, yapılan yeni düzenlemelerde çocuk merkezli ve travmayı azaltan bir sistem kurmayı amaçlamıştır.
Velayet ve Kişisel İlişki Kavramı
Velayet; ergin olmayan çocuğun bakım, eğitim, temsil ve korunmasına ilişkin hak ve yükümlülüklerin anne veya babaya verilmesidir.
Boşanma veya ayrılık halinde mahkeme, velayeti ebeveynlerden birine verirken, velayet kendisine verilmeyen taraf ile çocuk arasında kişisel ilişki kurulmasına da karar verir. Kişisel ilişki, çocuğun her iki ebeveyniyle de bağını sürdürmesini amaçlayan anayasal bir haktır.
Evlilik dışı doğan çocuğun velayeti, kural olarak anneye aittir. Ancak baba ile çocuk arasında hukuki bir soybağı kurulması halinde, velayetin değiştirilmesi veya baba ile çocuk arasında kişisel ilişki tesis edilmesi söz konusu olabilir. Bu konunun ayrıntılarına ilişkin açıklamalara evlilik dışı doğan çocuk açısından velayet hakkı başlıklı yazımızda yer verilmiştir.
Çocukla Kişisel İlişki Kurulmasının Şartları
Mahkemeler kişisel ilişki düzenlerken her somut olayda çocuğun üstün yararını esas alır. Yargıtay kararlarında özellikle şu kriterler dikkate alınmaktadır:
Çocuğun sağlık durumu
Eğitim hayatı ve okul düzeni
Ahlaki gelişimi
Güvenliği ve psikolojik huzuru
Yaşı ve bakım ihtiyacı
Bu unsurların varlığı halinde kişisel ilişki sınırlandırılabilir veya tamamen kaldırılabilir.
Üçüncü Kişilerle Kişisel İlişki
Kişisel ilişki yalnızca anne ve baba ile sınırlı değildir. Büyükanne, büyükbaba ve kardeşler de olağanüstü durumların varlığı halinde çocukla kişisel ilişki kurulmasını talep edebilir. Ancak bu ilişkiler, ebeveynlere tanınan kapsamda ve sürede düzenlenemez.
Çocuk Teslimi Nedir?
Çocuk teslimi, mahkeme kararıyla velayet veya kişisel ilişki hakkı bulunan tarafa çocuğun fiilen teslim edilmesidir. Çocuk teslimi, tek seferlik bir işlemdir ve çocuğun rızası, yaşı ve psikolojik durumu gözetilerek gerçekleştirilir.
Çocuk Teslimine ve Kişisel İlişkiye İlişkin Yeni Düzenleme
7343 sayılı Kanun ile çocuk teslimi ve kişisel ilişki hükümleri İcra ve İflas Kanunu’ndan çıkarılmış, Çocuk Koruma Kanunu’na eklenen 41/A ve devamı maddelerle yeniden düzenlenmiştir.
Bu düzenleme ile:
İcra yoluyla çocuk teslimi kaldırılmıştır
Denetim ve yaptırım yetkisi aile mahkemelerine verilmiştir
Çocuk görüşme merkezleri kurulmuştur
Teslim işlemleri uzmanlar eşliğinde yapılmaya başlanmıştır
Amaç, çocuğun ebeveynler arası çatışmadan korunmasıdır.
Çocuk Teslimine Muhalefet Suçu Nasıl Oluşur?
Çocuk teslimine muhalefet suçu; mahkemece verilen çocuk teslimi veya kişisel ilişki kararına rağmen, velayet kendisinde olan tarafın çocuğu hak sahibine teslim etmemesi ya da görüşmeyi engellemesi ile oluşur.
Bu suç, Çocuk Koruma Kanunu m. 41/F kapsamında düzenlenmiştir.
Üçüncü Kişiler Açısından Suç Oluşur mu?
Hayır. Çocuk teslimine muhalefet suçu yalnızca ebeveynler arasındaki kişisel ilişki ihlali halinde oluşur. Üçüncü kişilerin çocukla görüştürülmemesi bu suçu oluşturmaz.
Çocuk Teslimine Muhalefet Suçunun Şartları
Bu suçun oluşabilmesi için şu şartların birlikte bulunması gerekir:
Velayetin veya kişisel ilişkinin karşı tarafa verilmiş olması
Teslime ilişkin ilam veya tedbir kararının kesinleşmiş olması
Bir ay içinde Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüğüne başvurulmuş olması
Usulüne uygun tebligata rağmen çocuğun teslim edilmemesi
Çocuk Teslimine Muhalefet Suçunun Cezası
Mahkeme kararına aykırı davranan kişi hakkında disiplin hapsi uygulanır:
Çocuk teslimine aykırılık halinde: 3 aya kadar disiplin hapsi
Kişisel ilişkiye aykırılık halinde: 3 günden 10 güne kadar disiplin hapsi
Çocuğu teslim alıp süresinde geri getirmeyen hak sahibi hakkında da disiplin hapsi uygulanabilir
Şikayet Süresi ve Görevli Mahkeme
Bu suç şikayete tabidir. Şikayet süresi, ihlalin öğrenilmesinden itibaren 1 aydır ve hak düşürücü süredir.
Görevli ve yetkili mahkeme, işlemi yapan müdürlüğün bulunduğu yer aile mahkemesidir.
Çocuğu Göstermeyen Kişi Velayeti Kaybedebilir mi?
Sürekli ve haksız şekilde kişisel ilişkiyi engelleyen ebeveyn, velayet görevini kötüye kullanmış sayılabilir. Bu durum, velayetin değiştirilmesi davasına dayanak oluşturabilir.
Yargıtay uygulamasında; çocuğun diğer ebeveynle bağının koparılması, adres değiştirerek görüşmenin engellenmesi ve çocuğun kaçırılması gibi haller velayet değişikliği sebebi olarak kabul edilmektedir.
Çocuk Teslimine Muhalefet Suçuna İlişkin Yargıtay Kararı
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 2023/5924 E., 2023/5102 K. sayılı kararında; 7343 sayılı Kanun sonrası çocuk teslimine muhalefet suçunun Çocuk Koruma Kanunu kapsamında değerlendirilmesi gerektiği açıkça belirtilmiştir.
Sonuç
Çocuk teslimine muhalefet suçu, yalnızca ebeveynlerin değil, doğrudan çocuğun psikolojik ve sosyal gelişimini ilgilendiren ciddi bir ihlaldir. Mahkeme kararlarının uygulanmaması halinde, ilgili müdürlüklere süresi içinde başvurulması büyük önem taşır.
Bu tür uyuşmazlıklarda sürecin doğru yürütülmesi, hem hak kayıplarını önlemek hem de çocuğun üstün yararını korumak açısından kritik önemdedir.

